İlk görüşte aşk

ŞARKININ SÖZLERİ: Deniz Kızı 2 Vice (Türkiye) DENIZ KIZI 2 LYRICS

2020.11.07 13:59 Furious_Octopus ŞARKININ SÖZLERİ: Deniz Kızı 2 Vice (Türkiye) DENIZ KIZI 2 LYRICS

ŞARKININ SÖZLERİ: Deniz Kızı 2 Vice (Türkiye) DENIZ KIZI 2 LYRICS [Verse 1] Daha çok küçükken başladı dertlerim, üstüme geldi ve kaçmadım Herkesi iyi birisi sandım, aklıma gelmedi kötü oldukları Katlanıp her şeyi içime atınca inat yapıp bekledim, nedeni yoktu tabi sapıtmıştım Güvenememeyi bana babam alıştırdı, ben de gidip de anama sarılmıştım Anlatayım size neden bu denli sevgiyle, bu aşkla Deniz'e bağlıyım Yerine farklı kız koyamadım asla, birkaç kez denedim gerizekalıyım Ki benim el attığım her şeyde biraz sen vardın. Bana çekilen aşkın Izdırabı kaldı, şimdi dinle bunu ve anla beni de yak deliren aklımı 8. sınıfa başladım, sınıfta Deniz adında bir kız vardı İlk görüşte hoşlandım, sevdim ve de bi' hayli kıskandım Ben cesaret dolu bi' çocuktum oysa ki onu görene kadar ayıkmazdım İyice hırslandım, gidip duygularımı önüne sericektim yadırgandım Bi' gün bi' dostum dedi ki "Öyle kuru kuru olmaz gidip hediye falan ver" Hediye falan dertti bana, param yok. Daha küçüğüm de ileriye bakan derdi ki: "Bu çocuk hırslı, istediğini alır, uğraşır yani dişe diştir" Madem öyle hediye lazım para bulmak için gidip bir işe girdim Bir cuma günü tam işimi bitirdim, kapıdan içeriye Deniz girdi, beni sevindirdi Fakat o başka bi' sebepten ötürü gelmiş, gerilmiştim Ona da "Neden buradasın?" dediğimde güldü sonra dedi ki "Can, babam nerde?" Ben kafam yerde bi' şekil içeri gittim, utandım, dedim ki "Sabah gelmez o" Ona hediye alacağım paranın babasından çıkması garip olaydı Hani kolaydı lan aşk meşk işleri, sürekli acı çekip panik olandım Ama o gün bi' cesaret patladı, volta atar gibi bi' ileri bi' geri gidiyo'dum Hediye ve çiçekle karşısına geçtim ve sonunda dedim ki "Seni seviyorum" En güvendiği çalışanı bendim, söyledim kızını sevdiğimi Ve de ona hediyeler almak için çalışıp da onca çaba gösterdiğimi Anlamıştı zaten ve dedi ki bana "Anlıyorum bu konudaki netliğini" Ben de tekrar teşekkür ettim kızınızı bana emanet ettiğiniz için Bunun üzerine bi' kaç hafta geçti ben grip oldum, hastalandım Meraklanan kız arkadaşım dedi ki "Bi' doktora gidelim ilaç yazar" Sırf üzülmesin diye de gitmiştim peşinden. İnat yapar, hırs yapar Kaçardım hastane ortamlarından, sonra da saçmalardık Ama 2 gün sonra da şehir dışına çıkması gerekiyo'du tüm ailesiyle Ben hastaydım hala "Gitme" dedim, "Olmaz" dedi ve feda edince Ben tüm cümlelerimi gitmemesi için "Tamam lan gitmicem" dedi İkimiz de kalcaktı, 4'te çalan bir telefon tüm gecemizi berbat edince Tabi şaşırdım, hatta polis vardı dedi ki "Evladım sen kimsin?" "Ben Deniz'in erkek arkadaşıyım, gecenin bu saatinde sen kimsin?" "Beni iyi dinle bi' bak şimdi" dedi ve sözüne gerilerek devam etti "Seferihisar'da bi' trafik kazası sonucu o kızın ailesi vefat etti" Hay amına koyim Deniz uyuyodu, bi' bilse kendimi çok zor tutuyo'dum. Ona nasıl anlatacağımı da kuruyo'dum kafamda Deniz uyandı ve de söyledim ağlama çığlıklarını da duyuyo'dum Bu nası bi' hayat dersi lan? Şans her defada kaderin ağlarını Üstüme atıp da hayatımın amına koyuyo'du Ailesi yoktu artık onun ama benden başka, ben her şeyiydim Bi' yandan acı verip bi' yandan mutluluktu bu da bana. Gerçeğin hiç Değişmeyeceğini sanıp er geç inisiyatif kullanmak da bi' dert değildi Tabi hayatımızın sonuna kadar beraberiz dedik de bak neredeyiz biz Olgunlaştım, geliştim, okulu bırakıp bi' işe girdim Çünkü biz evlenicez lan demiştik. O dönem Türkiye'nin coğrafyasından da daha çok denize sahiptim Onun sade 4'te 3'ü denizle kaplı, benim her tarafım denizdi (benim her tarafım denizdi lan) 2 sene geçti bizde kalıyo'duk, bi' sıkıntımız da yoktu çok şükür Annesi ve babası gibiydim her zaman yanındayım da çok küçük Yaşta vefat edince kaybetti her şeyi, o mutluyken bile gözleri dolu Babamdan görmediğim baba şefkatini Deniz'e gösteriyo'dum Ben işe giderdim, o yemek yapardı, evde de sürekli Sebep arardık sarılmak için "Eve geç kalma erkenden gel..." Sen hep "...tamam mı?" diyince tabi beni bu mutlu ediyo'du Yeni imkanlar yaratıyo'dum, beni görmek için evde can atıyo'du Kalbi küçük sade ben sığabiliyo'dum 3. senemizdi bi' gece yorgun argın döndüm eve ve keyif yoktu Kapıyı çaldım annem açtı "Boşuna arama" dedi ve evde Deniz yoktu Ben de merak edip de sordum "Nerede bu kız?" evde iyice köpürmüştüm Deniz'in öz abisi gelip de kızı İstanbullara götürmüştü 2 ay geçti, haber aldığım anda valizimi toplayıp İstanbul'a gittim. Abisi her gün dövüp de soruyormuş kıza "Kim lan bu Can?" Ve insaf duyan da yoktu Deniz'e, bi' de artık güvenmek ne kadar Zor geliyo'dur onun için, bi' de abisi ayarlamış kıza üvey anne baba Sabrım kalmadı artık yeter dedim, Deniz'le İzmir'e kaçtık Gizli felandı, yine de olsun beraberdik Kilitli kalan korkulara da sahiptik fakat amacımız hiçbir zaman kötü değildi Bizi canlı halde ayıramazlardı da kader toprağa bi' ölüme zincir vurdu 4-5 ay evden çıkmadık aslına bakarsan bayağı bi' sapıttık Çünkü tedirgindim abisi gelir diye, Deniz'i tekrar kaçırdı Olacak gibi değil bulamıyo'dum onu lan aklımı iyicene kaçırdım Hastanelerde yattım onca ay ve kimseler demedi ki hiç "nasılsın?" Ben hala daha bulamadım seni, İstanbul seni aldı benden Bi' yardım elvermez tanrım her yerde dertler elzemse sırıtma Ben korsanlar kadar çaresiz ve de bi' o kadar da tutsağım hala Sen daha gönlümde yaşayan özgür bir deniz kızıysan [Hook] (x2) Yağmur ve rüzgarların nedeni yok Dünya ellerimde Kalbinden uzak olabilirim ama Bu aşkı engellemez
submitted by Furious_Octopus to kopyamakarna [link] [comments]


2020.04.17 03:24 karanotlar Sosyalizme Çağrı – Gustav Landauer – 4

Sosyalizme Çağrı – Gustav Landauer – 4
https://preview.redd.it/544rab0ez9t41.png?width=976&format=png&auto=webp&s=341c1b91623d420c7739b60d9c835f89a67a33c7
Sosyalizm İçin
2
Sosyalizm, bir ideal uğruna yeni bir şeyler yaratmak için bir araya gelmiş kişilerin irade eğilimidir.
O halde eski sistemin ne olduğunu ve çağımızda eski gerçekliğin neye benzediğini görelim. Çağımızdan şimdiden, birkaç yıl ya da birkaç on yıl gibi sınırlı anlamıyla değil, en az son dört yüzyıl olarak bizim zamanımız kastedilmektedir.
Bunu akıllarımıza sokalım ve burada baştan belirtelim ki: sosyalizm geniş kapsamlı sonuçları olan büyük bir gayedir. Sosyalizm, insanların gerileyen ailelerini tomurcuk veren bir kültürün zirvesine, ruha ve dolayısıyla da birliğe ve özgürlüğe yönlendirilmesine yardımcı olmayı diler.
Ruh bireylere doğru çekilir. Ruhu halka taşıyanlar, içten güçlü bireylerdi, halkın temsilcileriydi; şimdilerde ise ruh bireylerin, tüm güçlerini tüketmiş marifetli insanların içinde yaşamaktadır
Bu tür sözler, profesörlerin ve hiciv yazarlarının kulaklarını tırmalamaktadır ve de bu fesatçılar tarafından döllenmiş düşünüşe sahip olanları sinirlendirmektedir. Bu fesatçılar, insanların ve dahi hayvanların, bitkilerin ve tüm dünyanın daimi bir ilerlemeye, en aşağı seviyeden en üst seviyeye, cehennemin en derin pisliğinden en yüksek cennete, yukarı doğru bir hareket içerisinde olduğu doktrinini yayanlardır. Ve dolayısıyla mutlakıyet, kölelik(serflik), lüks düşkünlüğü, kapitalizm, zorluk ve yozlaşma, hepsi, sosyalizme giden yolda salt ilerleme adımları ve aşamaları olarak addedilmektedir. Bu tür sözde bilimsel yanılsamaların hiçbirine bağlı değiliz. Dünyayı ve insan tarihini tümüyle farklı görüyoruz. Farklı söylüyoruz.
Ulusların kendi altın çağları, kültürlerinin zirve noktaları olduğunu ve bu doruklardan yeniden indiklerini söylüyoruz. Avrupalı ve Amerikalı halklarımızın uzun süreden beri –aşağı yukarı Amerika’nın keşfinden beri – böyle bir düşüş içerisinde olduğunu söylüyoruz.
Bir ruhun egemenliğinde oldukları zaman uluslar, kendi büyüklük dönemlerine ulaşırlar ve bu dönemleri devam ettirebilirler. Günümüzde kendilerine sosyalist diyenlerin kulağına bu da kötü gelmektedir oysa kötü değildir; daha yeni, onları, sözde materyalist tarih mefhumunun yandaşlarını Darwinci kisvelerinde bir an için gördük. Aşağıda ele alınacaktır, ancak şu an için devam etmeliyiz. Marksizm ile yolumuz üzerinde yeniden karışılacağız ve onu durdurup yüzüne ne olduğunu söyleyeceğiz: zamanımızın vebası ve sosyalist hareketin laneti!
Düşünürlerin, duygu ile boyun eğdirilmiş insanların, öz-farkındalıkları ve sevgileri dünyanın büyük bilgisinde yekvücut olanların, büyük muzdariplerin ruhudur; ruhtur, ulusları büyüklüğe, birliğe ve özgürlüğe yönelten. Bireylerden, insan kardeşleri ile birlikte ortak bir çabada birleşmek için icbar edici bir maddi ihtiyaç çıkmıştır. O zamanlar, toplumların toplumu, gönüllüğü birliğe dayanan komünallik oradaydı.
Biri muhtemelen şunu soracaktır, insan, tecridini (isolation) terk etmek ve önce küçük sonra büyük gruplarda yurttaşlarına katılmak için zekayı ve içgörüyü nasıl elde etmiştir?
Bu soru aptalcadır ve sadece çöküş dönemi profesörleri tarafından sorulabilir. Çünkü toplum insan kadar eskidir; birinci, verili bir gerçektir. İnsanoğlu nerede bulunursa bulunsun, sürüye, klana, kabileye ve loncalara katılmıştır. Birlikte göç etmiş, yaşamışlar ve çalışmıştır. Onlar, ortak bir ruhla bir arada kalan bireylerdi ki bu doğal ve arızı olmayan bir dürtüydü (hayvanlarda dürtü denilen de ortak ruhtur).
Ancak şu ana kadar bilinen insan tarihinde bu doğal birleştirici nitelik ve ortak ruh dürtüsü her zaman dış biçimlere (formlara) -dini semboller ve kültler, inançlar, dua ritüelleri veya benzeri şeylere- ihtiyaç duymuştur.
Bu cihetle ruh, ruhsuzlukla her zaman bağlantılı olan uluslardadır ve batıl düşüncelere sahip derin sembolik düşünüştedir. Birleştirici ruhun sıcaklığı ve sevgisi, dogmanın katı soğukluğu ile gölgelenmiştir. Sadece imgelemde açığa vurulabilen bu tür derinliklerden doğan gerçek, yalınlığın saçmalığı ile yer değiştirmiştir.
Ruhun olmadığı yerde ölüm olduğu için, ölüm aramızdaki atmosferdir. Ölüm, derimizi istila etmiş ve etimize nüfuz etmiştir.
Bunu dış örgütlenme takip etmiştir. Kilise ve seküler dış baskı örgütleri güç kazanmış ve sürekli kötüleşmiştir: serflik, feodalizm, çeşitli departmanlar ve otoriteler, devlet.
Bu da ruhun insanlar arasında ve üzerinde ve bireylerden akan ve onları birliğe yönlendiren yakınlığın (immediacy) nihai çöküşüne yol açmıştır. Ruh bireylere doğru çekilir. Ruhu halka taşıyanlar, içten güçlü bireylerdi, halkın temsilcileriydi; şimdilerde ise ruh bireylerin, tüm güçlerini tüketmiş marifetli insanların içinde yaşamaktadır. Fakat ruh bir halktan –toplumsal çekişmesi, ebedi kökü olmayan, handiyse havada asılı kalmış gibi duran izole edilmiş düşünürler, şairler ve sanatçılardan- yoksundur. Bazen ruh, sanki onları kadim, unutulmuş zamanlara ait bir rüyadan ele geçirir. Sonra onlar, asil bir küçümseme jestiyle, liri bir kenara koyup trompete uzanırlar, bu ruhta halka ve gelecek nesillere konuşurlar. Tüm temerküzleri, tüm biçimleri ki kendilerinin içinde güçlü bir ıstırap ile canlıdır ve genellikle beden ve ruhun kaldırabileceğinden daha güçlü ve engin olan, haddi hesabı olmayan, renkli figürler, ritim ve armoni eylemi ve ivediliği, hepsi –dinleyin siz sanatçılar!- gelişmesi engellenmiş insanlardır, onlarda toplanan, onlarda gömülen ve onlardan yeniden doğacak olan canlı insanlardır.
Ve onlarla birlikte, diğer bireyler doğmuştur ki ruh ile ruhsuz olanın karışımı tiranları, servet biriktiricilerini, insan kiralayıcılarını, toprak hırsızlarını tecrit etmiştir. Bu tür çöküş ve geçiş zamanlarının başlarında bu insanlar, Rönesans’ta ya da Barok dönemin başlarında en şatafatlı ve ihtişamlı şekilde temsil edildiği üzere, hala merkezkaç şekilde dağılan ve fakat kısmen kendilerinde yoğunlaşan ruhun pek çok özelliğine sahiptir. Tüm güçlü iktidarlarına rağmen hala melankoli, katılık, yabancılık ve olağanüstü hayalcilik izlerini taşırlar. Bu fenomenlerin çoğu için kişi neredeyse şunu söyler: ruh benzeri bir şeyler ya da daha ziyade hayal benzeri şeyler kendilerinden daha güçlü şekilde, tecrit edilmiş kişiliğin kabının çok dar olduğu bir bağlamda yaşamaya devam eder. Ve nadiren, çok nadiren bunlardan biri kötü bir rüyadan uyanır gibi uyanır, tacını bir tarafa fırlatır ve bu insanlar için nöbet tutmak üzere Tur Dağı’nın tepesine tırmanır.
Ve bazen bir perinin beşiğinde uzun süredir beklediği karışık tabiatlar gelir; peri bunlardan Napolyon ve Ferdinand Lasalle gibi büyük bir fatih ya da büyük bir özgürlük savaşçısı, düşünce ve özgür fantezi dehası ya da büyük bir tüccar yapabilir.
Ahlaksızlığımızın belirtilerinden farklı bir şeye ihtiyacımız var, ondan kaçınmak için — ben diyorum ki çok fazla göze çarpan sanat olmaksızın, çok fazla yazılı bilim olmaksızın müreffeh yaşam dönemleri ve halkları, gelenek dönemleri, epik dönemler, tarım ve kırsal zanaat dönemleri vardı ve halen var.
Ve kendilerine ruh zenginliği ve gücün kaçtığı tecrit edilmiş bu birkaç kişi, sadece ruhsuzlukla, yalnızlıkla ve sefaletle bırakılmış atomize ve izole pek çok kişiyle; kendisine halk denen ancak sadece yerinden edilmiş, ihanete uğramış bir yığın insan kitlesi ile yüzleşir. Yerinden edilmiş, melankolik bir gariplik içinde olanlar, kendileri hakkında hiçbir şey bilmese dahi halk-ruhunun içlerine gömüldüğü birkaç kişi olan bireylerdir. Eğer ruh ve insanlar yeniden birleşip dirilecekse, yerinden edilmiş, zorluk ve yoksulluk içinde bölünmüş olanlar, ruhun kendilerinde yeniden akması gereken kitlelerdir.
Ruhun olmadığı yerde ölüm olduğu için, ölüm aramızdaki atmosferdir. Ölüm, derimizi istila etmiş ve etimize nüfuz etmiştir. Fakat bizde, saklı özbenliğimizde, en gizli ve derin rüya ve arzularımızda, sanatın figürlerinde, en güçlü isteğimizde, derin düşünceli iç görüde, kasıtlı eylem, aşk, umutsuzluk ve cesarette, ruhsal sıkıntı ve neşede, devrim ve birlik halinde, orada, hayat, güç ve zafer ikamet eder; ruh saklıdır ve üretilir ve güzellik ve komünallikle bir halk çıkarmak ve yaratmak istemektedir.
Sonra gelen tarihte insan ırkının en görkemli parladığı zamanlar, ruhu insanlardan yalnız bireyin derin yarıklarına ve oyuklarına sızdırma temayülünün yeni başladığı ve şimdilik çok ilerlemediği, ortak ruhun, toplumların toplumunun, ruhtan kaynaklanan pek çok birliğin birbirine bağlanmasının tam çiçeklendiği ve fakat halkın büyük ruhu ile hala doğal bir biçimde kontrol edilmesine rağmen deha insanlarının halihazırda zuhur ettiği, dolayısıyla onların büyük emeği tarafından sıradan bir biçimde korkutulmadığı, daha ziyade onları komünal yaşamın doğal bir meyvesi olarak kabul ettiği ve kutsal hislerle onlardan zevk aldığı zamanlardır. Bu cihetle, kendi yaratıcılarının isimlerini genellikle gelecek nesillere zor devrederler.
Yunan halkının Altın Çağı böyle bir zamandı; Hristiyan Orta Çağı böyle bir zamandı.
İdeal değildi; bir gerçeklikti. Ve dolayısıyla, yüce, kendiliğinden oluşan ruhanilik ile birlikte eski baskı kalıntılarını ve dışsal gaddarlık, dayatılan güç, devlet tarafından ileride yapılacak baskının başlangıcını şimdiden görüyoruz. Fakat ruh daha güçlüydü; aslında sıklıkla çöküş zamanlarında zulmün tiksindirici araçları haline gelen iktidar ve bağımlılığın bu tür kurumlarına dahi sızdı ve onları güzelleştirdi. Tarihçilerin “kölelik” dediği her şey her zaman ve tümüyle böyle değildi.
Bu bir ideal değildi çünkü ruh oradaydı. Ruh, yaşama, anlamını ve kutsallığını verir; ruh neşe, güç ve haz ile şimdiki zamanı yapar, yaratır ve ona sızar. İdeal; şimdiki zamandan, yeni olan bir şeye doğru döner. Geleceğe, daha iyi olana ve bilinmeyene özlemdir. Çöküş zamanlarından yeni bir kültüre doğru giden yoldur.
Ahlaki bozulma halinden kurtulmaya çalışıp yenilenmiş ilk kültürün efsanevi zamanlarına, komünizme kaçan ilk insanlar; görülebilir, dokunulabilir, ifade edilebilir bir forma sahip yeni bir ruhun çekiciliğine uzun süre kapılmamıştı.
Burada bir mim daha koyulmalı. Dönüm noktasına ulaşmış bu muzaffer zirve zamanlar diğer dönemlerden önce cereyan etmişti. Bu dönemler sözde ilerlemede tek bir zamanı değil, tekrar ve tekrar birbirini izleyen ve birbirine karışan halkların yükselişleri ve çöküşlerini kapsar. Bağlayıcı ruh da, doğal birbirine ait olma dürtüsüyle gönüllü temelde ortak bir yaşam da orada vardı. Fakat tüm detaylarında güzellikle ve özgün bir armonide uyumla parıldayan katedral kuleleri cennete doğru yükselmedi ve dingin sükûnet içerisindeki sıra sütunlu salonlar gökyüzünün saydam maviliğine karşı ayakta durmadı. Bunlar, daha basit gruplardı: henüz bireysel istidat ve öznellik kişilikleri, halkın temsilcileri olarak var olmamıştı; ilkel, komünist bir yaşamdı. Yüzlerce yıllık ve genellikle bin yıllık bir görece durgunluk vardı – var – . Durgunluk, duyun siz bilimsel ve liberal çağdaşlar, o zamanlar içindir, o halklar içindir ki neredeyse düne kadar kültürlerinin bir nişanesi olarak vardı. İlerleme, sizin ilerleme dediğiniz, bu aralıksız harala gürele, yenilik, yeni olduğu müddetçe yeni olan herşeyin peşindeki bu hızlı, yorucu ve sinir bozucu kısa soluklu koşu, bu ilerleme ve onunla ilişkilendirilen kalkınma uygulayıcılarının deli fikirleri ve bu delice, yerine varır varmaz hemen elveda deme alışkanlığı, bu istikrarsız ve rahatsız telaş, bu sabit kalma beceriksizliği ve bu daima hareket halinde olma arzusu, bu sözde ilerleme bizim anormal koşullarımızın, kültürümüzün bir belirtisidir. Ahlaksızlığımızın belirtilerinden farklı bir şeye ihtiyacımız var, ondan kaçınmak için — ben diyorum ki çok fazla göze çarpan sanat olmaksızın, çok fazla yazılı bilim olmaksızın müreffeh yaşam dönemleri ve halkları, gelenek dönemleri, epik dönemler, tarım ve kırsal zanaat dönemleri vardı ve halen var. Varislerinin zaten kendileriyle olduğu ve harika gençliklerini halen onlarla geçirdikleri için pek ihtişamlı büyük dönemlere nazaran daha az şaşalı olduğu ve kendilerine daha az anıt ve mezar taşı dikildiği dönemler, neredeyse rahat denilebilecek daha uzun ve geniş bir yaşam dönemi vardır. Sihri, zorlayıcı gücü ile öz-bilince sahip ruh henüz var olmamıştı. Hristiyanlık öğretilerinde olduğu gibi dünya genelinde ayrılma ve yayılma sürecine henüz girilmemiş, insan ruhları büyüsüne henüz boyun eğmemişti. Böyle zamanlar da vardı: ve böyle insanlar da vardı ve böyle zamanlar geri dönecek.
Böyle zamanlarda ruh saklı görünmektedir. Dikkatli bir inceleme ile dahi kişi neredeyse sadece toplumsal yaşam formlarındaki ve toplumun ekonomik kurumlarındaki dışavurumları ile ruhu ayırt eder.
İnsanlar her zaman en ilk, primitif başlangıçlara, bu zamanların ilk aşamalarına, kendilerini henüz çöküşün ilk zamanlarından, ruhsuzluktan, tiranlıktan, sömürüden ve yönetimsel iktidardan, genelliklede ulusların yardımı ile korudukları zaman dönmüştür. Öyle ki bu verimli durgunluk halinde dünya üzerindeki yeni yerlere yavaş yavaş gitmişler ve buralara, genç ve sağlıklı olarak bilinmeyen mesafeden ve belirsizlik içinden gelerek girmişlerdir. Nitekim geç emperyal dönemin Romalıları ve Yunanlıları bu yenileyici banyoya dalmış ve yeniden ilkel çocuklar haline dönüşmüş, eş anlı olarak Doğudan gelen yeni ruh için uygun hale gelmiştir. İnsanoğlunun empatik gözlemcisi için sonsuz çöküşü ve sonsuz-yeniden-oluşu içerisinde erken dönem Bizans sanatı -kolaylıkla geç dönem Yunan da denilebilir- eserleri kadar dokunaklı, acı verici ve aynı zamanda neredeyse çocukça dindar imanı canlandırıcı bir şey daha neredeyse hiç yoktur. Nesiller; zarif, latif biçimcilikten ve virtüözlüğün sıkıcı soğukluğundan bu neredeyse çok fazla samimi hisse, bu çocuksu basitliğe ve cismani gerçekliği doğru algılama beceriksizliğine geçişte hangi ahlaksızlıktan ve hangi muazzam yeniden-tesis etmeden, hangi dehşetlerden ve hangi ruhsal sıkıntılardan geçti! Eğer ruh onu pislik ve acı safra olarak tükürmeseydi, göz ve elin ustalığı, sanat ve zanaatta nesilden nesile geçerdi. Bu kadar acı verici ve yine de canlandırıcı görüşte hangi umutlar, hangi derin avuntular yatar, bizim için ve herkes için bundan kim ders alır? Çünkü onlar biliyorlar: hiçbir ilerleme, teknoloji, ustalık bize kurtuluş ve iyilik getirmeyecektir. Bizim sosyalizm dediğimiz büyük dönüşüm sadece ruhtan, sadece içsel ihtiyaçlarımızdan ve içsel zenginliğimizden doğacaktır.
Fakat bizim için dünyada herhangi bir yerdeki karanlıktan hiç bu kadar uzak ve bilinmez, hiçbir sürpriz yoktur? Geçmişin hiçbir analojisi bize tümüyle uygulanamaz. Dünyanın yüzeyi bizim tarafımızdan bilinmektedir, ellerimiz onun üstündedir ve nazarımız onun çevresinde dolanmaktadır. On yıllardır ya da bin yıldır bizden hala ayrı olan halklar –Japonlar, Çinliler- ilerlememiz için, kendi durağan yaşam biçimlerini ve medeniyetimiz için kendi kültürlerini hevesle takas ediyorlar. Bu devletin diğer, daha küçük halkları Hristiyanlığımız ile ya da alkol ile yok edilmiş veya bozulmuştur. Bu sefer, yenilenme kendimizden gelmelidir, gerçi bunu yaparken bize en çok belki de yeni bir karışımın halkları – Amerikalılar gibi- eski devirlerden halklar -Ruslar, Hintliler gibi- ve belki de Çinliler faydalı olacaktır.
Bizler çöküşün halkıyız; bu çöküşün öncüleri aptalca güç yarışı, bireyin utanç verici tecridi ve teslimiyeti nedeniyle yorgun düşmüş olanlardır.
Ahlaki bozulma halinden kurtulmaya çalışıp yenilenmiş ilk kültürün efsanevi zamanlarına, komünizme kaçan ilk insanlar; görülebilir, dokunulabilir, ifade edilebilir bir forma sahip yeni bir ruhun çekiciliğine uzun süre kapılmamıştı. Kendilerini büyüleyen çok kuvvetli bir yanılsamanın görkemine sahip değillerdi. Fakat onlar eski büyük dönemlerin batıl, acınası, tanınamaz kalıntılarını terk ettiler. Sadece dünyevi mutluluğun peşinde koştular ve böylelikle yaşamları kurumlarına, sosyal yaşamlarına, çalışmalarına ve malların dağılımına nüfuz eden adalet ruhu ile yeniden başladı. Göksel yanılsama öncesinde dünyevi bir eylem olarak adaletin ruhu ve gönüllü birlikteliğin yaratılması, sonradan dünyevi eylemi topluma kazandıracak ve dahası onu doğal olarak ikna edici kılacaktı.
Bu sözlerle, geçmiş uzun binyılın barbarlarından mı bahsediyorum? Araplar’ın, İrokualar’ın, Grönlandlılar’ın atalarından mı bahsediyorum?
Bilmiyorum. Eski ve şimdiki sözde barbar halkların kökenleri ve değişimleri hakkında çok az şey biliyoruz. Herhangi bir teamüle ya da gerçek bir delile neredeyse hiç sahip değiliz. Sadece, barbar veya yabani olduklarını öne sürülenlere ait sözde ilkel hallerin insanlığın başlangıcı açısından asli olmadığını biliyoruz. Nitekim zihinsel kapasitelerinin ötesinde eğitim alan pek çok uzman buna inanmaktadır. Bu tür bir başlangıç bilmiyoruz. “Barbarların” kültürleri dahi bir yerlerden gelmiştir, beşeriyette derin köklere sahiptir. Belki de bizim kaçmaya çalıştığımız barbarlık gibi bir barbarlıktan gelmişlerdir.
Kendi halklarımızdan bahsediyorum; kendimizden bahsediyorum.
Bizler çöküşün halkıyız; bu çöküşün öncüleri aptalca güç yarışı, bireyin utanç verici tecridi ve teslimiyeti nedeniyle yorgun düşmüş olanlardır. Artık bağlayıcı bir ruhun olmadığı, sadece bozulmuş kalıntıların, batıl inanç saçmalığının ve onun kaba vekili, dış güç baskısı, devletin olduğu düşüşün halkıyız. Çöküşün halkıyız ve bundan dolayı bu tür çöküşün öncüleri bu dünya yaşamının ötesine işaret edilmesini anlamlı bulmazlar, kutsal olarak inanabilecekleri ve iddia edebilecekleri hayali bir cenneti tasavvur edemezler. Bizler, sadece tek bir gerçek ruhla – komünal yaşamın dünyevi konuları ile ilgili adalet ruhuyla- tekrar yukarı çıkabilecek olan halkız. Bizler, sadece sosyalizmle kurtarılabilecek ve kültüre getirilebilecek halkız.
Çev: Nesrin Aytekin
https://itaatsiz.org/2020/04/12/sosyalizme-cagri-gustav-landauer-4/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.02.09 22:15 anancivelett Babamın peşinde para avcısı kadın var

Beyler annemle babam geçtiğimiz yıl ayrıldı. Biz normalde zor geçinen bir aileydik, ay sonunu zor getirirdik. Şimdi aralığın sonuna doğru zengin olduk, nasıl oldunuz derseniz dedemden miras kalmıştı. Dava çıkmıyordu 25 yıldır çıkmamış dava amk neyse çıktı işte edirne, istanbul'da baya arsamız var. Hala süren davalar da var paranın amına koyucaz inş. Mısırda da toprağımız var orayı da kazancaz az kaldı. Neyse moruk şimdi babam 1 ay önce bir kadınla tanıştı. Kadın tam paragöz biri böyle bakınca anlarsın ya o tipten amk. Babam geçen hafta da evlencem bu kadınla dedi. Ben de babama baba salak mısın amk? Bu kadın sana fakirken bakar mıydı sence dedim. Bizimkisi ilk görüşte aşk diye bir şeyler saçmalıyor. Karı da seksi bir şey babamdan genç amk. Her neyse ben de Türk dizisi mi çekiyoruz kafanı sikeyim baba tam salaksın dedim. Dedim bu arada şaka değil aq. O da siktir git dedi evden kovdu dışarıda kaldım. Neyse ben bu karıyı nasıl sikerim yardım?
submitted by anancivelett to KGBTR [link] [comments]


2019.06.20 23:38 fragmanlife Yarali Kuslar Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tum Oyuncular)

Yarali Kuslar Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tum Oyuncular) Yapımcılığını Stellar Yapım’ın yönetmenliğini ise son olarak Bahtiyer Ölmez dizisinde de yönetmen olarak yer alan Cem Tabak’ın, senaryo danışmanlığını Mehmet Uyar’ın üstleneceği Yaralı Kuşlar dizisi Kanal D ekranlarında olacak.
Kanal D’nin günlük dizisi olacak Yaralı Kuşlar’ın kadın başrol oyuncusu Gizem Arıkan olurken erkek başrol oyuncusu ise Ali Yasin Özegemen olacak. Yapımcılığını Kanal 7’de izlenme rekorları kıran Elif dizisininden tanıdığımız İnci Gülen Oarr’ın üstleneceği Yaralı Kuşlar dizisi yurt dışı satışları beklenen ve Türkiye ile aynı anda bir kaç ülkede de yayına giren bir yapım olacak. Yaralı Kuşlar dizisinin çekimleri 15 şubat cuma günü başlamıştı.
Yaralı Kuşlar Dizisi Konusu? Yaralı Kuşlar dizisinde yıllar önce kaçırılarak bambaşka bir yaşama mecbur bırakılmış küçük Ömer ile ablası bildiği Meryem’le hayata tutunmaya çalışması Kanal D ekranlarında hafta içi her gün izleyicisi karşısında olacak. Meryem kardeşi gibi sevdiği Ömer’i de alarak babasının zulmünden kaçar ve İstanbul’a gelir. İstanbul’un eski mahallelerinden birinde zorlu bir hayata başlarlar; ancak babaları onları arar ve peşlerinden İstanbul’a gelerek onları bulur.
Yaralı Kuşlar Oyuncuları Gizem Arıkan (Meryem) Son olarak Organik Aşk filminde yer almıştır. Bekar olan güzel oyuncu Gizem Arıkan tiyatro sahnelerinde oyunculuk deneyimi kazanmıştır. Neslihan Uzer ve Yaprak Atış menajerliğin oyuncusudur. Gizem Arıkan çocuk tiyatrosu oyuncusudur ve 25 yaşındadır. Kitap okumayı gezmeyi ve çocuklar ile vakit geçirmeyi çok seviyor. Gizem Arıkan hiç yaşlanmayacak kadar hayat dolu ve eğlenceli bir insan.
Meryem annesi öldükten sonra üvey babasının istismarına maruz kalan güzeller güzeli bir kızdır. Hem çalışan hemde okumaya çalışan Meryem Ömer’in bakıma ihtiyacı olduğu için okulunu bırakır ve ne iş bulursa çalışır. Çok fazla parada gözü olmayan Meryem hapiste yeni çıkan babası Durmuş’un kardeşi Ömer’e yaptığı zulme dayanamaz ve evi terk ederek İstanbul’a kaçar. Meryem İstanbul’a gittiğinde daha önce sadece adını duyduğunu ama hiç geçmediği bir kapı açılacaktır. Meryem artık hem kardeşi hem de aşk için yanacaktır.
Emre Mete Sönmez (ÖmeEfe) Emre Mete Sönmez Yaralı Kuşlar dizisi ile oyunculuk deneyimi kazanacak yeni bir çocuk oyucudur. Emre Mete Sönmez İstanbul doğumludur.
Ömer çocukken kaçırılmış ve ailesinden ayrılmıştır. Ömer Meryem’in elinde yoklukta ve imkansızlıklarla büyümüştür. Durmuş hapisteyken Ömer ve Meryem çok mutludur; Durmuş hapisten çıkınca Ömer’in babası sandığı Durmuş en çok korktuğu insan olur. Ömer hastadır ve Meryem Ömer’in ilaç parasını bile bulamamaktadır. Bir gün durmuş Ömer’i zengin bir aileye satar ve Ömer’in yaşayabilmesi için Meryem bunu kabul eder Ömer ablası gibi sevdiği Meryem’i bırakmak istemez.
Ali Yasin Özegemen(Levent) Ali Yasin Özegemen Konyalı 28 yaşında ve 1989 doğumlu yakışıklı bir oyuncu ve mankendir. Aktör olan Ali Yasin Özegemen Big Brother Türkiye yarışmasına katılarak tanınmıştır. Aslen Selanik göçmenidir. Konya’da doğup büyümüştür. İstanbul’da yaşayan Ali Yasin Özegemen Konaklama İşletmeciliği ve Otelcilik mezunudur. Fiziğine aklına ve yakışıklılığına çok güvenmektedir. Ali Yasin Özegemen Yedikule Hayat Yokuşu dizisinde hayat verdiği Yiğit karakteri ile ilk oyunculuk deneyimini yaşamıştır. Daha sonra Doksanlar dizisi kadrosunda yer alma başarısı göstermiştir. İzmir Rönesans Ajansta model olarak çalışmıştır.
Levent babasından kalan şirketi başarı ile yükseltmiş zengin bir gençtir. Aynı gün çok sevdiği eşi Rana’nın ölüm oğlu Efe’nin ise kayıp olduğu haberini alır ve yıkılır. Levent oğlunu her yerde aratmış ama bulamamıştır. Herkes Efe’nin öldüğüne inansa da Levent hiç bir zaman onun öldüğüne inanmamıştır. Bu kadar acıya dayanamayan Levent toparlanamamış yaşadığı şehri bile değiştirmiştir acısından kurtulmak için. Bir iş için yeniden İstanbul’a gelen Levent sokakta gördüğü Meryem’e ilk görüşte aşık olur ve farkında olmasa da oğluna da kavuşur.
Özgür Özberk(Tekin) Özgür Özberk son olarak Erkenci Kuş dizisinde hayat verdiği Fabri karakteri ile çok sevilmişti. Özgür Özberk 1974 Şstanbul doğumludur ve şuanda 45 yaşındadır. Hem senarist hemde yönetmen olan Özgür Özberk aynı zamanda da başarılı bir oyuncudur.2015 yılında katıldığı Benzemez Kimse Sana yarışması ile tanınmıştır. N’apcaz şimdi filminin hem senaristi hemde yapımcısı hemde yönetmenidir. 2013 yılında Aşkın Bedeli isimli günlük dizi de yer almıştır.
Tekin çok düzgün giyinen ve küçük çocukları dilendirip hırsızlık yaptırarak para kazanan kötü kalpli bir adamdır. Meryem’i görür görmez ona saplantılı şekilde aşık olan Tekin Meryem’i elde edebilmek için elinden geleni yapar.
Elif Erol(Hülya) Elif Erol Ketenpere filiminde hayat verdiği İmge karakteri ile tanınmıştır. İzmir doğumlu güzel oyuncu Elif Erol aslen Yunanistanlıdır. Ege Üniversitesi Konservatuar ve Tiyatro bölümü mezunu olan güzel oyuncu İzmir Devlet Opera Balesinde de görev yapmış ve oyunculuk deneyimi kazanmıştır. Profesyonel anlamda Bale ve Modern Dans yapan Elif Erol son dönemde ise dublaj ve seslendir çalışmaları yürütmektedir.
Fakir bir aileden gelen Hülya gözü yükseklerde bir kızken Bahadır ile evlenerek zengin bir hayata kavuşmuştur. Bahadır ile evlendikten sonra paraya ve güce kavuşan Hülya aslında geçmişi kirli bir kadındır. Para hırsı için elini kirleten Hülya rahat hayata kavuşmuş ama geçmişin kirini temizleyememiştir.
Ayşen İnci(Ulviye) 1955 Ankara doğumlu olan Ayşen İnci 64 yaşındadır. Shirli Annem dizisi ile çok tanınan ve sevilen Ayşen İnci Ankara Devlet Konservatuvarı mezunlarındandır. Son dönemde uzun süre Stv’nin Nizama Adanmış Ruhlar dizisinde rol alan Ayşen İnci 2018 yapımı Vurgun ve Şahsiyet dizilerinde de rol almıştır.
Ulviye Levent’in annesidir ve oğlunun bu kötü zamanlarında hep yanında olmuştur. Görmüş geçirmiş bir kadın olan Ulviye hep kimsesiz çocuklara yardım eden bunu da gizleyen bir kadındır; çünkü torununu kaybetmiş; bununla birlikte oğlunu da kaybetmiştir. Çocuklarının iyiliği için her şeyi göze alan Ulviye Levent’i tekrar İstanbul’a bağlayacak bir şey aramaktadır.
Utku Çorbacı (Bahadır) Utku Çorbacı 1 Ağustos 1987 doğumludur ve 32 yaşının içindedir. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Oyunculuk Bölümü mezunu olan Utku Çorbacı Galip Derviş dizisinde hayat verdiği Metin karakteri ile tanınmıştır.
Bahadır karısı Hülya’ya aşık bir adamdır. Aşkın gözünü kör ettiği Bahadır Hülya’nın emrine girmiş bir asker gibidir. Hülya’nın kötü huylarını hiç göremeyen Bahadır Hülya’nın oyunlarına hep kanar ama zamanı gelecek ve Hülya’nın oyunları tek tek ortaya çıkacaktır. Peki Bahadır vereceği büyük sınavda karısını her şeye rağmen affedebilecek midir?
Cemre Melis Çınar (Melis) Cemre Melis Çınar 1991 Ankara doğumludur ve şuanda 28 yaşındadır. Marmara Üniversitesi Televizyon bölümü mezunudur. Kanal 7 ekranlarında yayınlanan Elif dizisinde Arzu karakterine hayat vermesi ile tanınmıştır. Son olarak Kaçak Gelinler dizisinde yer almıştır. 45 kilo vererek inanılmaz bir değişiklik yaşayan Cemre Melis Çınar iyi bir dansçıdır.
Melis Hülya’nın kız kardeşidir. Fakir bir babanın kızı olsa da ablası Hülya Bahadır ile evlenince zenginlik içinde büyümüştür. Bahadır’ın kardeşi Levent’e deliler gibi aşıktır.
Emre ÇALTILI (Cemil) Emre ÇALTILI 1988 Konya Akşehir doğumludur ve 31 yaşındadır. Türker İnanoğlu Eğitim Vakfı’nda oyunculuk eğitimi alan Emre Çaltılı Hatırla Sevgili dizisinde hayat verdiği Veli karakteri ile tanınmıştır. Yeditepe Üniversitesi oyunculuk mezunu olan Emre Çaltılı İstanbul Devlet Tiyatrosu oyuncusudur. Son olarak Aliya dizisinde yer almıştır.
Cemil Levent’in yakın arkadaşı dostudur. Çok zengin bir aileden gelmese de çok çalışmış iyi okullarda eğitim almış zengin bir iş adamı olmuştur. Levent’in gitmesi ile Cemil de boşluğa düşer ama Levent geri gelince onun için her şeyi yapacak ve onu mutlu etmeye çalışacaktır. Aşka inanmayan Cemil ile aşk büyük bir oyun oynayacaktır.
Hasan Balılıktaş (Durmuş) Hasan Ballıktaş Ankara Üniversitesi Tiyatro Bölümü mezunudur. profesyonel Türk Halk Müziği sanatçısı da olan Hasan Ballıktaş Sivas 1962 doğumludur. Son dönemde Elif dizisinde Veysel karakterine hayat vermesi ile tanınmıştır.
Hapisten yeni çıkan Durmuş kötü kalpli bir adamdır. Ömer’i çocukken kaçırmış ve eşine ve çocuklarına eziyet etmiştir. Durmuş yatarak para kazanmak için her şeyi yapar. Ömer’i şimdi de zengin bir aileye satmak ister.
Canan Karanlık (Neriman) Canan Karanlık Kadın dizisinde hayat verdiği Ümran karakteri ile tanınmıştır. Badem Şekeri 2 filminde de kadroda yer almıştır.
Neriman Durmuş’un kardeşi Tekin’in dilencilerinin de anasıdır; Çocukların yemeklerini hazırlar. Çocuklara para getirmedikleri zaman çok kötü davranır. Çocukları para olarak görür.
Sezgin Irmak (Doğan) Sezgin Irmak 4 Mayıs 1986 İstanbul doğumludur ve 33 yaşındadır. Son olarak Kafes isimli sinema filminde yer almıştır. Süleyman Demirel Üniversitesi mezunudur. Aynı zamanda gazetecilik yapmakta ve roman yazarı olarak da çalışmaktadır.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.03.16 17:27 fragmanlife 22 mart 2019 tv dizileri ve tanitim ozetleri cuma

22 mart 2019 tv dizileri ve tanitim ozetleri cuma
Payitaht Abdülhamid 79.Bölüm Fragmanı sesli 22 mart cuma Payitaht Abdülhamid 79.Bölüm tanıtımı izle Payitaht Abdülhamid Son Bölüm Fragmanı trt1
Payitaht Abdülhamid 78.Bölüm özeti
TRT1 ekranlarında yayınlanan Cuma akşamlarının vazgeçilmez dönem dizisi Payitaht Abdülhamid’te bu hafta; Abdülhamid Fuat’ın cezasını kesiyor.
Abdülhamid’in sonunda sabrı taşar ve Fuat’ın cezasını keser. Vembery ve Şivenaz sıranın kendilerine gelmesinden korkarken yeni bir plan yapmaktan geri durmayacaklardır.
Sabahattin ise Jön Türklere Ermeni çetecilerin desteğini almak için bir plan yapar. Bu plan sayesinde Osmanlı topraklarından büyük bir parça da koparacaklardır. Düşmanın işbirliği ile Abdülhamid bir kez daha zor duruma düşer. Ama kimsenin hesap etmediği, Abdülhamid’in uzun zaman önce aldığı bir tedbir, şer ittifakının bütün planını bozar.
Halil Halid ve adamları Payitaht’ı Jorris’in dağıttığı heroinden temizlemek için uğraşmaktadır. Jorris işlerine engel olan Halil Halid’i önünden çekmek için bu sefer de okul çocuklarını hedef alır. Alçakça saldırır. Halil Halid şimdi çocukları korumak zorundadır.
Seniha Şivenaz’ın tehdidi altında sıkışmış, çıkış yolu aramaktadır. Bidar giderek ikilinin hallerinden şüphelenirken, Seniha bulaştığı bir tertipte suçüstü yakalanır. Her şeyi itiraf etmekten başka çaresi yoktur.
Seniha’nın itirafı sonrasında ne olacak? Bidar, Naime’nin gizlice Akif’le görüştüğünü öğrenecek mi? Halil Halid içine düşeceği savaştan galip çıkabilecek mi? Abdülhamid şer ittifakını nasıl bir planla bozacak?
İstanbullu Gelin 77.Bölüm Fragmanı sesli 22 mart cuma İstanbullu Gelin 77.Bölüm tanıtımı izle İstanbullu Gelin Son Bölüm Fragmanı star tv
İstanbullu Gelin 76.Bölüm özeti
Faruk ve Süreyyanın Aşkında Büyük Sınav Faruk ve Süreyya, Özgür meselesini sindirmeye çalışmakta; İpek ve Fikret küllerinden yeniden doğmuş, ikinci baharlarını yaşamaktadır. Ademin Dilarayı iknası işe yaramış, terapistten destek almaya başlamışlardır. Dengeyi kurmaya çalışan Adem, Güneşi ailesiyle tanıştırmak için ilk adımı atar. Özgürün hastaneye kaldırıldığını öğrenen Okanın öfkeyle konağa gelişiyle Boranlar kendilerini trajik bir meselenin içinde bulur
Gülperi 25.Bölüm Fragmanı sesli 22 mart cuma Gülperi 25.Bölüm tanıtımı izle Gülperi Son Bölüm Fragmanı show tv
Gülperi 24.Bölüm özeti
Gülperinin yeni bölüm tanıtımının Reynmenin izlenme rekorları kıran Derdim Olsun şarkısı eşliğinde yayınlanması büyük beğeni topladı.
Yapımını Tims&B Productionsın, yapımcılığını Timur Savcı ve Burak Sağyaşarın üstlendiği, başrollerini Nurgül Yeşilçay ve Timuçin Esenin paylaştığı Cuma akşamlarının vazgeçilmez yapımı Gülperide bu hafta tansiyon yükseliyor.
Yayınlandığı Youtube resmi sayfasında yaklaşık 200 milyon kişiye ulaşan Reynmenin sevilen şarkısı “Derdim Olsun”un Gülperinin yeni bölüm tanıtımında yer alması nefesleri kesti. Dizide bu hafta, Gülperi ve Kadirin evlendiğini öğrenen çocuklar ailelerine adeta isyan edecekler. Tanıtımda Hasan ve Artemisin anne ve babalarına karşı geldiği tansiyonu yüksek sahneler büyük merak uyandırdı. Tanıtımda Kadirin kızı Artemis ve Gülperinin çocukları Hasan, Bedriye ve Canın bir araya gelerek ailelerine cephe alması da dikkatleri çekti.
GÜLPERİ EVLİLİĞİNE DEVAM EDEBİLECEK Mİ?
Ailelerine adeta savaş açan çocuklarının karşısında yeni bir sınav verecek olan Gülperi ve Kadirin evlilikleri için alacakları karar yeni bölümde ekrana gelecek
Kızım 24.Bölüm Fragmanı sesli 22 mart cuma Kızım 24.Bölüm tanıtımı izle Kızım Son Bölüm Fragmanı tv8
Kızım 23.Bölüm özeti
Kızım dizisi yayınlanan 23. bölüm fragmanıyla izleyicilerine duygu yüklü anlar yaşatacak. Her cuma akşamı Tv8 ekranlarında yayınlanan Kızım dizisi büyük beğeniyle takip edilmeye devam ediyor. Dizinin yeni bölümünde hastalığı ilerleyen Öykü unutkanlıklar yaşıyor. İşte fragman
Hercai 2.Bölüm Fragmanı sesli 22 mart cuma Hercai 2.Bölüm tanıtımı izle Hercai Son Bölüm Fragmanı atv
Hercai 1.Bölüm özeti
Midyata, İstanbullu bir işadamı olarak gelen Miran Aslanbey, Nasuh Şadoğluna ortaklıktan fazlasını teklif eder: torunu Reyyanı da ister. Ancak yörenin en güçlü aile reisi Nasuhun çok iyi bir kısmet dediği Miran için farklı planları vardır. Ona bir torun verecektir ama istediği torunu değil. Nasuh, Miranı kendi planına ikna etmeye çalışırken, Miranın planlarından habersizdir. İki erkek arasındaki verilecek karar merakla beklenirken, gelen haber Reyyan ve Yarenin hayatını derinden etkileyecektir. Midyatın binlerce yıllık geçmişinin izleri üzerinde yeşeren bir aşk hikayesi, iki ailenin kaderini nasıl etkileyecek? İstanbullu yakışıklı işadamı ile Midyatın güzelliği dillere destan Reyyanı kavuşabilecek mi? Hercai ilk bölümünde, ilk görüşte aşk ile büyük bir sınava tanıklık edecek!
Arka Sokaklar 510.Bölüm Fragmanı sesli 22 mart cuma Arka Sokaklar 510.Bölüm tanıtımı izle Arka Sokaklar Son bölüm Fragmanı kanald
Arka Sokaklar 509.Bölüm özeti
Muhsin yaşı küçük çocuklarla bir çete kurmuştur ve çeşitli soygunlar yapar. Sıradaki soygun nakil aracıdır. Çocuklardan biri aracın önüne düşmüş numarası yapar. Nakil aracındaki güvenlik görevlisi öldürülür ve nakil aracındaki paralar çalınır.
Mesut, Tunçtan olayla ilgili bilgi almak ister. Tunç, Mesutun polis olmadığını ve karışmamasını söyler. Mesut, Tunç tarafından da kötü muamele görünce evden ayrılır. Berduş gibi sokaklarda gezer. Mesut artık her şeyini kaybetmiş ve hayattan beklentisi kalmamış vaziyettedir.
Hakan sigortadan gelen evraklarda Aylinin daha önce ameliyat olduğunu öğrenir. Doktoru bulup ulaşır ve Aylin’in çocuğu olmayacağını öğrenir. Selin’den de olayı teyit edince yıldırım hızıyla Aylinin yanına gider.
Avmde yüzü maskeli adamlar insanları rehin alır. Birgül ve Nurgül isimli kardeşler, kaçmaya kalkışır ve adamlar ateş açar. Birgül ölür Nurgül de adamlar tarafından kaçırılır. Nurgülün kocası Ogünden de fidye isterler. Ekibimiz olayın peşine düşecektir.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.17 20:24 fragmanlife Ezra Dizisi Hikayesi ve Oyunculari

Ezra Dizisi Hikayesi ve Oyunculari Dizide; Ezra, Gazzeli dünyalar güzeli bir kız. Çocukken yetimhaneden çalınan küçük kız kardeşinin izini İtalya'da bulunca, onun yanına gitmek için Gazze'den kaçıyor. Ancak, bindiği mülteci teknesi Kıbrıs açıklarında batınca, teknedeki bütün mülteciler ölüyor ve bir tek Ezra kurtuluyor. Ezra'yı kurtaran dünyanın en zengin işadamlarından Çahangir Hüseyinov, daha ilk görüşte bu dünya güzeli deniz kızı Ezra'ya aşık oluyor.
Aynı anda, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'nde başkomiser olan “Tek Tabanca” lakaplı Mustafa ve yardımcısı Ömer, kaçak altın kuryesi kılığında Çahangir ile görüşmeye gidiyorlar. İşte tam orada, Gazze’li Ezra ile Tek Tabanca Mustafa'nın yolları kesişiyor. Mustafa'nın polis kimliği, Çahangir karşısında deşifre olunca, mekandan kaçmak zorunda kalıyor. Ezra’da, Çahangir'den korkunca, Ezra'nın kaçıp sığınabileceği tek yer Mustafa'nın yanı oluyor.
Yönetmenliği ve senaryosu Tayfun Güneyer’e ait olan Ezra’nın oyuncu kadrosunda; Rüveyda Öksüz, Yusuf Çim, İsmail Filiz, Nurana Bagieva, Serkan Şenalp, Zeynep Koltuk, Gökhan Bekletenler, Doğukan Polat, Umut Özkan, Abdurrahman Yunusoğlu ve Asuman Dabak yer alıyor.
Rüveyda Öksüz Cesur Yürek / Berrin(Rüveyda Öksüz) Genç ve idealist bir avukat olan Berrin, hayatını hukuk mücadelesine adamıştır. Adaletin ancak hukuk devleti ilkeleriyle sağlanabileceğine inanır. Hukuk sistemi dışında kalan hak arayışlarının zorbalığa ve adaletsizliğe yol açacağına bütün kalbiyle inanan Berrin için, aşık olduğu adamın adaleti kendi elleriyle dağıtmaya karar vermiş bir kabadayı olması yaşayacağı en büyük ikilemdir.
Rüveyda Öksüz Kimdir, Kaç Yaşında? Miss Turkey 2013 birincisi olan Ruveyda Öksüz 24 Mayıs 1994 İstanbul doğumludur. Aslen Rizeli olan Ruveyda Öksüz, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay bilimleri öğrencisidir. Türkiye'yi Miss World 2013'te Endenozya'nın Bali Adası'nda yapılan yarışmada temsil etti. 2014 yılında Tayfun Güneyer'in yazıp yönettiği, Yusuf Çim ve İsmail Filiz ile birlikte başrolü paylaştığı Ezra dizisinde Gazzeli tıp öğrencisi Ezra karakterini canlandırmıştır.
Rüveyda Öksüz’ün Oynadığı Diziler Ezra / Ezra / 2014
Sen Benimsin / Nağme / 2015
Cesur Yürek / Berrin / 2016
Yusuf Çim YUSUF ÇİM (CAN YİĞİT) Kudret Fettah’ın evladı gibi büyütüp şirketini emanet ettiği, adil ve güvenilir biridir. Fettah ailesine sarsılmaz bir sadakatle bağlı olan Can, ailenin biricik kızı Hande’yle evlilik yolunda ilerlerken, Ferah’ın hayatına girmesiyle gerçek aşkla tanışır.
Yusuf Çim Kimdir, Kaç Yaşında? Akademi 35.5 Sanat Evinde oyunculuk eğitimi almıştır. 2009 yılından itibaren birçok markanın ve derginin katalog çekimlerinde yer almıştır. 2011 Best Model of Turkey öncesi ve sonrası birçok defile de boy göstermiştir. Müzik kariyeri 2013 Ağustos'da çıkardığı "Olsun Bi Kere" EP Albümüyle başlamıştır. Yer aldığı bazı diziler: Çilek Kokusu, Hanım Köylü, İçimdeki Fırtına, Seven Ne Yapmaz’dır.
izinin senaryosunda seyirci adeta yeni bir serüvenin içerisine sürüklenecek. Dizide; Ezra, Gazzeli dünyalar güzeli bir kız. Çocukken yetimhaneden çalınan küçük kız kardeşinin izini İtalya'da bulunca, onun yanına gitmek için Gazze'den kaçıyor. Ancak, bindiği mülteci teknesi Kıbrıs açıklarında batınca, teknedeki bütün mülteciler ölüyor ve bir tek Ezra kurtuluyor. Ezra'yı kurtaran dünyanın en zengin işadamlarından Çahangir Hüseyinov, daha ilk görüşte bu dünya güzeli deniz kızı Ezra'ya aşık oluyor.
Aynı anda, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'nde başkomiser olan “Tek Tabanca” lakaplı Mustafa ve yardımcısı Ömer, kaçak altın kuryesi kılığında Çahangir ile görüşmeye gidiyorlar. İşte tam orada, Gazze’li Ezra ile Tek Tabanca Mustafa'nın yolları kesişiyor. Mustafa'nın polis kimliği, Çahangir karşısında deşifre olunca, mekandan kaçmak zorunda kalıyor. Ezra’da, Çahangir'den korkunca, Ezra'nın kaçıp sığınabileceği tek yer Mustafa'nın yanı oluyor.
2013 Miss Turkey birincisi Rüveyda Öksüz, çekimleri devam eden ve yakında SHOW TV ekranında izleyicilerle buluşacak olan 'Ezra' dizisi için iddialı konuştu. Yarışmadan sonra bir çok oyunculuk teklifi aldığını söyleyen Öksüz, 'Muhteşem bir projeyle oyunculuk hayatına girdim. Uzun soluklu bir dizi olacağına inanıyorum' dedi
RÖPORTAJ: Neziha KARTAL
SHOW TV'nin fragmanı yayınlandığından beri merakla beklenen yeni dizisi 'Ezra'nın çekimleri sürüyor. Yakında izleyicilerle buluşacak dizide Ezra karakterini, 2013 Miss Turkey birincisi olan Rüveyda Öksüz canlandırıyor. İlk oyunculuk deneyimi olan deneyimini yaşayacak olan Öksüz ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Hem kendisini çok heyecanlandıran diziyi hem de hakkında merak edilenleri konuştuk...
2013 Miss Turkey birincisi, seçildikten sonra hayatınız değişti. Yarışmaya katılmaya nasıl karar verdiniz?
Benim çocukluk hayalim Türkiye güzeli olmaktı. Yarışmaya hayallerimi gerçekleştirmek için girdim ve ikinci hayalim gerçek oldu.
Birinci hayaliniz neydi?
Üniveristeyi kazanmaktı. Onu da başarmıştım. Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümünde okuyorum.
Okula devam ediyor musunuz yoksa bitti mi?
Üçüncü sınıfım ama not ortalamam düşmesin diye bu yıl okulu dondurdum. Sonrasında devam edeceğim. Okulum benim için ayrı bir kültür. Bundan sonra oyunculuk yapacağım. Okulu zaten kültür için okuyordum.
Oyuncu olmak var mıydı aklınızda?
Yarışmaya girerken böyle bir düşüncem yoktu, yarışmadan sonra teklifler gelmeye başlayınca oluştu. Bundan sonra mesleğim oyunculuk. Şu an olmak istediğim yerdeyim. Muhteşem bir projeyle oyunculuk hayatına girdim.
Daha önce oyunculuk eğitimi aldınız mı?
Önceden aldığım bir eğitim yoktu ancak dizi öncesinde Betül Alganatay'dan kısa bir oyunculuk eğitimi aldım.
'Ezra' sizin ilk oyunculuk deneyiminiz. Kabul etme sebebiniz nedir?
Birçok teklif geldi ancak bu projeyi kaçırmak istemedik. "Tamamdır" dedik ve girdik.
Çok uzun ömürlü olacağına inıyorum. Benim için hem oyunculuk adına önemli bir adım hem de gerçekten inandığım bir proje. 'Ezra' geldiğinde "Ben Ezra olmalıyım" dedim.
Ezra nasıl biri, dizide ne anlatacaksınız?
Ezra Filistinli bir tıp öğrencisi. Bütün ailesini İsrail saldırılarında kaybediyor. Küçük kız kardeşiyle yetimhanede büyüyorlar. Ancak kızkardeşi başka bir aileye satılıyor. Kaçmaya karşı ancak sırf kardeşini bulabilmek için Gazze'den arkadaşlarıyle birlikte İstanbul'a geliyor.
Gazzeli bir kızı canlandıracaksınız, rolünüze nasıl hazılanıyorsunuz?
Bu konuda yönetmenimizin çok büyük yardımları oluyor. Çekimler başlamadan önce konuşuyoruz, ne yapmam gerektiğini nasıl hissetmem gerektiğini anlatıyor.
Filistin konusunu daha önce hiç araştırmış mıydınız?
Çok güncel bir olay olduğu için haberleri takip eden herkes bilir. Herkes kadar konuyla ilgli bilgim vardı ancak detaylı bir araştırma yapmamıştım. 'Ezra' sayesinde araştırma ve okuma fırsatı buldum.
Ezra karakterinin tepki almasından korkuyor musunuz?
Dizimizin konusu İsrail-Gazze konusu değil. Ezra Gazzeli bir kız ancak hikâye İstanbul'da geçiyor. Dizinin içinde çok farklı konular var. Komedi de var, aşk da var. Sadece Gazzey'i konu alan bir dizi olmayacak. Bu dizinin uzun ömürlü olacağına inanıyorum.
Siz gibi başrolü paylaştığınız Yusuf Çim'in de ilk oyunculuk deneyimi. Kimyanız tuttu mu?
Yusuf'la olan çekimlerim henüz başlamadı. 1-2 tane tanıtım çektik o kadar. Çekimler yeni başladığı için şuan Ezra'nın Gazze'deki hayatıyla ilgili çekimler yaptık. Ama iyi anlaştık, güzel bir uyum yakalayacağımıza inanıyorum.
Oyunculukla ilgili hayalleriniz neler?
Ben hayallerimi gerçekleştirerek ilerliyorum. Okulu kazandım, Türkiye güzeli oldum şimdide harika bir dizide, birbirinden değerli oyuncularla başrol oynuyorum. Başarısız olmak istemem.
Miss Turkey 2014 güzeli Amine Gülşe'ye tacınızı devrettiniz. Amine Gülşe'yi beğeniyor musunuz?
Tabii ki beğeniyorum. Zaten Miss Turkey'in çirkin kız çıkarttığı olmamıştur. Geçmişten günümüze kadar olan bütün Miss Turkey birincilerini çok beğeniyorum. Türkiye'de çok göz önünde olan insanlar da var aralarında ve hepsi çok güzel. Genel olarak Türk kadınlarını beğeniyorum.
Türkiye güzelisiniz ve birçok erkeğin hayal ettiği kişisiniz. Peki, sizin hayalindeki erkek nasıl biri?
Dürüst olması çok önemli. Hayatta en değer verdiğim şey dürüstlüktür.. Güçlü olmalı, ayakları yere sağlam basmalı. Aslında her kızın istediği şeyleri istiyorum diyebilirm. Tabiki duygu daha ön planda ama dış görünüş de önemli. Erkeğin yapılı olmasını tercih ederim. Her kadın, göbekli bir erkek yerine spor yapan, formda olan bir erkek ister.
Beğendiğiniz bir erkek var mı?
Biraz klişe olacak belki ama David Beckham'ı çok beğeniyorum.
Boş zamanlarınızda neler yaparsınız?
Okulumdan dolayı uzay gözlemini çok seviyorum ve yüzmeye bayılıyorum. Suyun beni rahatlattığına inanıyorum.
Formunuzu korumak için nelere dikkat ediyorsunuz?
Dürüst olmak gerekirse sadece geceleri yemek yemiyorum. Kilo aldığım zamanlar dışında diyet yapmıyorum ve gün içinde canım ne isterse yiyorum. Zaten gece yemek yemediğim için pek fazla kilo almıyorum.
En sevdiğiniz ve sizi anlattığına inandığınız renk nedir?
İkizler burcu olduğum için ruh halim çok değişkendir. Bir gün en sevdiğim renk siyahken diğer gün beni pembenin anlattığını düşünebilirim. O yüzden kesin bir şey söyleyemem. Her rengi içimde barındırıyorum.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.17 20:04 fragmanlife Tutar mi Tutar Dizisi Hikayesi ve Oyunculari

Tutar mi Tutar Dizisi Hikayesi ve Oyunculari Tutar Mı Tutar, eski Yeşilçam filmleri tadında ve mahalle dizileri sıcaklığında absürd bir mahalle komedisi. Dizinin hikayesi, iki yakın arkadaşın, bir gün uyandıklarında kendilerini bir dizinin başrol karakterleri olarak bulmalarıyla başlıyor. Bu iki yakın arkadaşın, başrolünde yer aldıkları diziden kurtulmaya çalışırlarken, mahalledeki karakterlere gittikçe; aşk, aile, dostluk gibi sımsıcak ilişkilerle bağlanmalarıyla da hikaye gelişiyor.
Yapımcılığını BKM-Necati Akpınar’ın üstlendiği “Tutar mı Tutar” dizisinin güçlü oyuncu kadrosunda; Paşhan Yılmazel, Cahit Gök, Ahmet Kürşat Öçalan, Bahadır Efe, Hilmi Özçelik, Zeynep Kankonde, Ceyda Ateş, Su Kutlu, Açelya Özcan, Rıza Sönmez, Selen Uçer, Barış Aytaç, Ferdi Sancar, Celal Tak, Caner Alkaya, Ferhat Baynal, Kerem Muslugil ve Tuna Arman rol alıyor.
Şenol Sönmez’in yönettiği dizinin senaryosunu ise Erkan Ersezer kaleme alıyor.
Tutar mı Tutar’ın ilk Bölümünde; Yakın arkadaş olan Cemal ve Ayhan, bir sabah uyandıklarında kendilerini bir mahalle dizisinin başrolleri olarak bulurlar. Geçmişleri ile alakalı hiçbir şey hatırlamayan ikili, diziye düşmelerinin şokunu bile atlatamadan hiç bilmedikleri bu mahallede, daha önce hiç görmedikleri aileleri, aşkları, arkadaşları ve hatta düşmanlarıyla karşılaşırlar. Cemal ve Ayhan, bir yandan buradan çıkmanın yollarını arayıp bir yandan da durumu idare etmeye çalışırken mahallenin kahramanları olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalırlar. Cemal ve Ayhan, Umut Sineması’nın sahibidirler ve mahallenin tek kurtuluş umudu; ertesi akşam ilk filmiyle açılış yapacak olan bu açık hava sinemasıdır. Umut Sineması, mahalleli için yeni bir umut, dizinin kötü adamı Kemal için ise planlarını sekteye uğratacak bir adımdır. Buradan nasıl çıkacaklarının derdine düşen Cemal ve Ayhan için tek çözüm dizinin bitmesidir. Ve Cemal için bu maceranın/dizinin bitmesi, “İmkânsız Aşk’ın Mutlu Son’a dönmesine bağlıdır. Cemal’in aradığı imkansız aşk ise, babası Ali Reşat’ın eski kan kardeşi, yeni kan düşmanı olan Kemal’in kızı Süreya’dan başkası değildir. Üstelik babalarının düşman olması bu aşkı imkânsız hale getirecek sebeplerden şimdilik sadece bir tanesidir. Kemal, mahallenin kabadayısı Tahir ile birlikte sinemanın açılışını baltalamaya çalışırken Cemal bu durumdan habersiz, açılışa gelecek olan Süreya’yı beklemektedir. Ne de olsa Süreya, Cemal ve Ayhan için tek kurtuluş biletidir. Ama Cemal’in, Süreya’yı görür görmez ona gerçekten aşık olacağı aklının ucundan bile geçmemiştir.
Tutar mı Tutar’ın ikinci Bölümünde; Süreya’ya ilk görüşte vurulan Cemal, Ayhan’ı da peşine takarak ona ulaşmaya çalışır. Bu çabalar ikilinin başına çeşitli dertler açar. Yeşilçınar mahallesinin, akşam için hazırladığı geleneksel mahalle yemeğinde Süreyya ile karşılaşması ve ertesi akşam sinemaya geleceğini öğrenmesi, Cemal için kaçırılmayacak bir fırsattır. Cemal, sinemada romantik bir ortam yaratacak ve Süreyya’yı etkileyecektir. Cemal’in planı budur. Cemal ve Ayhan Süreyya’nın peşinde koşarken tüm işleri üstlenmiş olan Ali Reşat ve Nazım, sinema için yeni sandalyeler sipariş etmişlerdir. Ancak mahalleli, Kemal’in sinemayı kapattıracak haince planları olduğundan habersizdir. Akşam olup mahalleli sinemadaki yerlerini aldıklarında hem Ayhan’ı hem de heyecanla Süreyya’yı bekleyen Cemal’i büyük bir sürpriz beklemektedir.
Tutar mı Tutar’ın üçüncü bölümünde; Cemal ve Ayhan, Süreya'nın sevgilisi olduğu şokunu atlatamadan kendilerini parmaklılar ardında bulurlar. Ayhan, sinemanın; Cemal, Süreyya’nın derdindedir. Mahallelinin gayretiyle ikili hapisten çıkarlar. Ama Kemal’in istediği olmuş, Umut Sineması filmsiz kalmıştır. Üstelik Ali Reşat'ın, Kemal'e olan borcunun son günü gelip çatmıştır. Cemal baktığı her yerde Süreya ve Efe’yi görüp acı çekerken, Ayhan sinema para kazansın diye dans derslerini sinemaya alır. Ancak onun başı da çapkınlığıyla derttedir.. Ayhan’ın kontrol edemediği çapkınlığı Tahir’in ekmeğine yağ sürecek, Tahir ikiliyi ayırmak için eline geçen fırsatları kaçırmayacaktır. Efe’nin varlığı ile kendini gittikçe daha fazla imkansız aşkın içinde bulan Cemal, yakınında olabilmek için Süreya’ya sinemada iş teklif eder.. Artık Cemal’in tek yapması gereken sinemayı tekrar hayata geçirmek için oynatacakları bir film bulmaktır. Ve o film Kemal’in onlardan çaldığı Vizontele’dir. Cemal Ayhan’ı da ikna ederek Kemal’in evinden Vizontele’yi çalmaya karar verir. Evin boş olduğunu düşünen Cemal ve Ayhan kendilerince kusursuz bir plan yapıp Vizontele’yi çalmak için Kemal’in villasına doğru harekete geçerler. Ama ikilinin ne Tahir’in hain oyunundan ne de o sırada Ali Reşat’ın oraya geleceğinden haberi vardır. Üstelik Cemal ve Ayhan’ı bekleyen sürpriz bu kadarla sınırlı kalmayacaktır.
Tutar mı Tutar’ın dördüncü bölümünde; Süreyya’nın gelmesiyle olayların daha da büyümeden üstü kapatılmıştır. Ancak Süreyya farkında olmasa da artık Kemal - Ali Reşat, Cemal -Efe savaşı resmen başlamıştır. Süreyya’nın sinemada kendilerine yardımcı olmaya başlaması ise, Cemal’in Efe’ye karşı verdiği gizli savaşta en önemli silahı olacaktır. Süreyya'nın, film alana kadar sinemayı çeşitli organizasyonlara kiraya verme fikri sayesinde Cemal ve Süreyya iş arkadaşı olup birlikte daha fazla zaman geçireceklerdir. Bu sırada Ayhan’ın evde öğrencisiyle Işık’a yakalanması ikilinin arasını iyice açmıştır. Bu durumu düzeltmeye çalışan Ayhan ise karşısında hiç beklemediği bir zorlukla karşılaşacaktır. Ayhan bu dertlerle uğraşırken, Ali Reşat’a olan ilgisini her fırsatta kendi tarzıyla belli eden Neriman, oğlu Ayhan’ı da alarak, Ali Reşat’ı istemeye gidecektir. Birlikte geçirdikleri zamanlar Cemal’i Süreyya’ya iyice yakınlaştırmış Cemal için her şey yolunda gitmektedir. Ta ki sinema için aldıkları büyük bir gala organizasyonu sırasında Efe’nin Süreyya'ya yapacağı romantik evlilik teklifini görene kadar...
Tutar Mı Tutar; “Eski Yeşilçam filmleri” tadında ve “mahalle dizileri” sıcaklığında absürd bir mahalle komedisi olan dizinin hikayesi, iki yakın arkadaşın, bir gün uyandıklarında kendilerini bir dizinin başrol karakterleri olarak bulmalarıyla başlıyor. Bu iki yakın arkadaşın, başrolünde yer aldıkları diziden kurtulmaya çalışırlarken, mahalledeki karakterlere gittikçe; aşk, aile, dostluk gibi sımsıcak ilişkilerle bağlanmalarıyla da hikaye gelişiyor.
Yapımcılığını BKM-Necati Akpınar’ın, yönetmenlğini Şenol Sönmez’in üstlendiği Tutar Mı Tutar’ın senaryosunu Erkan Ersezer kaleme alıyor.
Tutar Mı Tutar’ın ikinci bölümünde; Süreya’ya ilk görüşte vurulan Cemal, Ayhan’ı da peşine takarak ona ulaşmaya çalışır. Bu çabalar ikilinin başına çeşitli dertler açar.
Yeşilçınar mahallesinin, akşam için hazırladığı geleneksel mahalle yemeğinde Süreyya ile karşılaşması ve ertesi akşam sinemaya geleceğini öğrenmesi, Cemal için kaçırılmayacak bir fırsattır. Cemal, sinemada romantik bir ortam yaratacak ve Süreyya’yı etkileyecektir. Cemal’in planı budur.
Cemal ve Ayhan Süreyya’nın peşinde koşarken tüm işleri üstlenmiş olan Ali Reşat ve Nazım, sinema için yeni sandalyeler sipariş etmişlerdir. Ancak mahalleli, Kemal’in sinemayı kapattıracak haince planları olduğundan habersizdir.
Akşam olup mahalleli sinemadaki yerlerini aldıklarında hem Ayhan’ı hem de heyecanla Süreyya’yı bekleyen Cemal’i büyük bir sürpriz beklemektedir.
Dizinin güçlü oyuncu kadrosunda; Paşhan Yılmazel (Cemal), Cahit Gök (Ayhan), Ahmet Kürşat Öçalan (Çağrı), Bahadır Efe (Seyyar Taner), Hilmi Özçelik (Ali Reşat), Zeynep Kankonde (Neriman), Ceyda Ateş (Süreyya), Su Kutlu (Işık), Açelya Özcan (Tomris), Rıza Sönmez (Kemal), Selen Uçer (Piraye), Barış Aytaç (Efe), Ferdi Sancar (Tahir), Celal Tak (Nazım), Caner Alkaya
(Bakkal Gazi), Ferhat Baynal (Fero), Kerem Muslugil (Sait Hoca) ve Tuna Arman (Kuaför Selen) rol alıyor.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.15 21:15 fragmanlife Bu Sayılmaz dizisi konusu ve oyunculari

Bu Sayılmaz dizisi konusu ve oyunculari Ve karşınızda ekranların en traji komik ailesi: Sayılmazlar. Abla Melek Sayılmaz, abi Armağan Sayılmaz, ve kız kardeşler Biricik ve Cansın Sayılmaz’dan oluşan ailemiz İstanbul’da oldukça sıkıcı bir hayat sürdürmektedir. Melek Sayılmaz’ın hayattaki tek arzusu, bir başına büyüttüğü kardeşlerinden bir an önce kurtulmak ve böylece o hep hayalini kurduğu Bodrum’a ilk otobüsle kaçabilmektir. Ancak sivri dilli, hazır cevap ve kardeşlerinden illallah diyen ablamız Melek hanım, öyle pek de melek sayılmaz.
Binnur Kaya kimdir? Küçük Semiha Binnur Kaya Binnur Kaya Küçük Semiha Semiha, Gümbür Bar'ın ağır topudur, güçlü sesidir. Fantezi müzik dalında halkın onu aşırı sevdiğini idda etmektedir. Bara kendisini zorla aldırmıştır. Şiddet içeren şarkı sözleri, tehtidkar tavrı ile Cengiz ve Armağan’ın üzerine korku salmaktadır. Armağan’ı tanıdıktan sonra Semiha’nın iç dünyasında büyük fırtınalar kopar.
Settar Tanrıöğen kimdir? Cengiz Settar Tanrıöğen Settar Tanrıöğen Cengiz Cengiz, Gümbür Bar'ın sahibidir. Orta yaşta, şık giyinen ağır biridir. Gençliğinde her türlü fırsat mesleklerini (kasetçi, atarici, kontürcü, su istasyoncusu vs.) deneyen Cengiz, bir alacak verecek meselesinden dolayı kendini müzik piyasasında bulmuştur. Babacandır. Kolundaki tüylerin müzik piyasasına yön verdiğini iddia etmektedir. Tanınan isimleri kendisinin meşhur ettiğini iddia eder. Armağan’ın ablası Melek’i gizliden ve derinden sevmektedir.
Mustafa Üstündağ kimdir? Armağan Sayılmaz Mustafa Üstündağ Mustafa Üstündağ Armağan Sayılmaz Armağan, en büyük hayali ünlü bir türkücü olmak ve parçasıyla yaza damga vurmak olan saf bir gençtir. Babasıyla çocukluğunda bir süre Urfa’da yaşadığı için fahri Urfalı gibi gezinir. Kendine ait bir giyim tarzı, kırmızı çizgileri ve sevimli bir raconu vardır. Armağan, ailesine sahip çıkmak için Gümbür Barda çalışmaktadır. Fakat bu kısımda çok başarılı olduğu söylenemez. Kariyer basamaklarını çıkmaya çalışırken Cengiz Abi'sinin tavsiyeleri ve fikirleri onun için altın değerindedir.
Nergis Öztürk kimdir? Melek Sayılmaz Nergis Öztürk Nergis Öztürk Melek Sayılmaz Melek Sayılmaz, eski hemşire, bugün mahallenin iğnecisi, yüksek zekalı, sivri dilli bir abla. Üç kardeşin ne yazıkki en büyüğü ve en akıllısı. Ne yazıkki diyoruz çünkü kardeşlerinden illallah gelmiş halde. Bir ümit kendi ayaklarının üzerinde dursalar diye bekliyor ama nafile. O kardeşlerden cacık olmaz. Kalbinde şimdilik kimse yok. Zaten bu kadar akıllı, sivridilli bir kadına aşık olmak yürek ister ya da tüy! Cengiz çok aşık Melek’e. Ama Melek’in haberi yok. Belki bir gün Cengiz tüylerinden cesaret alır, Melek’e açılır… Kimbilir?
Derya Şensoy kimdir? Cansın Sayılmaz Derya Şensoy Derya Şensoy Cansın Sayılmaz İnanması güç ama Biricik’in ikiz kardeşi. Paylaşım esnasında Biricik aklı almış Cansın’a hiç bırakmamış. Cansın da durur mu? O da güzelliği kapmış. Kafasının içinde beyin yerine pamuk şekeri var. Pembe pembe. Hep mutlu, hep neşeli. Hayat ona güzel. Cansın café’de Safiye’yle çalışıyor. En yakın arkadaşı Naime, pek bir hayran ona.
Burak Satıbol kimdir? Belediye Başkanı Azimet Burak Satıbol Burak Satıbol Belediye Başkanı Azimet Hayrettepe’nin belediye başkanı. Trump’ı rol model almış, oldukça samimiyetsiz, açık gözlü bir başkan. 1 oy farkla başkanlığa gelmiş. O, 1 oy da yardımcısı Şeref’in ikametini son dakikada Hayrettepe’ye almasıyla olmuş. Başkanlığının tehlikede olduğunu biliyor, hep bunun tedirginliği üzerinde. Cengiz’e takık bir arkadaş. Geçmişte aralarında bir husumet olmuş, Azimet de acısını her gün kestiği cezalarla çıkarıyor.
Sadi Celil Cengiz kimdir? Çırağan Sadi Celil Cengiz Sadi Celil Cengiz Çırağan Peder Bey ve İlayda’nın tek çocukları. Bu normal çocuk o aileden nasıl çıkmış anlamak mümkün değil. Akıllı, alçakgönüllü, iyiliksever. Kendi adına açılan Çırağan Üniversitesi’nde tıp okuyor. Hiç de bunun şımarıklığında değil. Her öğrenci gibi çalışıyor, derslerine giriyor. Bir de Biricik’i çok seviyor. Başka dünyaların insanları olmalarının bir önemi yok onun için. Evlenmek istiyor ama nasıl olacak o iş, göreceğiz.
Rüzgar büyük bir aşk ile sevdiği kadını Meltem’i iki yıl önce bir trafik kazasında kaybettikten sonra her şeyden ama en çok da anılarından kaçmak için Bosna Hersek’e gitmiştir. İki yıl boyunca ailesi de dahil kimse ile irtibat kurmaz. Türkiye’nin sayılı holdinglerinden biri olan Boran’ların sahibi annesi Vahide ve dayısı Kemal uzun uğraşlar sonucu Rüzgar’ın izini bulurlar. Ve Kemal Bosna’ya gidip Rüzgar’ı İstanbul’a geri getirir. Fakat Rüzgar’ın kalbi hala acılıdır. Yine duramaz ve kendisi için verilen kalabalık bir aile yemeğinden kimselere bir şey demeden kaçar. Tesadüfen karşılaştığı taksici sayesinde kendini Foça’da bulur. Zaten Rüzgar için nereye gittiğinin bir önemi yoktur.Zeynep, çocukluk aşkı Kutay ile evlilik arifesindedir. Düğünlerine bir hafta vardır ve hazırlıklar devam ederken Zeynep aldatıldığını öğrenir. O da Rüzgar gibi her şeyi geride bırakarak kaçmak ister. Zeynep çok sevdiği dedesi Muammer’in ve teyzesi Ayla’nın yanına Foça’ya doğru yola çıkar. Fakat dedesinin çiftlik evine gelemeden Rüzgar’ın kaldığı kulübenin önünde baygınlık geçirir. Rüzgar ile kasabalının tanışması da bu sayede gerçekleşir. Ancak Rüzgar adı dışında gerçek kimliğini herkesten saklar. Zeynep’in en yakın arkadaşı Hande’nin düğünü yüzünden Zeynep ve Kutay tekrar karşılaşmak zorundadır. Sibel, Başak ve Hande bir plan düşünürler. Fakat bu planın işlemesi için Rüzgar’a ihtiyaçları vardır. Rüzgar ise Zeynep ile ilgili gerçeği öğrendiğinde bu plana ‘hayır’ diyemez. Ve böylece Zeynep ile Rüzgar arasında ortaya kalplerin konduğu bir oyun başlar… Rüzgarın Kalbi ilk bölümüyle 20 Ağustos Cumartesi akşamı FOX'ta!
Armağan, kız kardeşi Biricik’in istendiği geceyi mahvettiği için pişmandır. Bunu telafi etmek için Cengiz abisiyle bir plan yapar. Kız kardeşini istemekten vazgeçen zengin ailenin gönlünü almaya çalışırlar. Fakat Armağan’ın belalısı Küçük Semiha bu planı duyup, yanlış anlar. Armağan’a kız isteneceğini düşünür ve bütün öfkesiyle harekete geçer. Armağan’ı bu zor sınavında büyük bir sürpriz beklemektedir.
Armağan, maskeli baloda karşılaştığı Susan’a ilk görüşte aşık olmuştur. Onu nasıl bulacağını düşünürken Susan mahallede karşısına çıkıverir.
Çırağan, ailesinin Biricik’le evlenmesine izin vermeyeceğini anlayınca evi terk eder ve Meleklere yerleşir ama bu durumu Armağan’dan saklamak gerekecektir.
Cenap ve İlayda, Çırağan için bir gelin adayı ararlar.
Armağan, Susan’ın gözüne girmek için uğraşırken Küçük Semiha da onların bir araya gelmemesi için elinden geleni yapar.
Zeynel, oyları azalan Azimet’e kendisine bir ‘First Lady’ bulmasını önerir. Azimet hemen araştırmaya başlar.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.03 16:49 fragmanlife Sen Anlat Karadeniz dizi konusu ve oyunculari

Çocuk gelin, kadına şiddet gibi önemli sorunları ele alan dizi, para karşılığı satılan bir çocuk gelin olan 'Nefes'in oğlu 'Yiğit'le birlikte eşi tarafından esir edilişi ve şiddet görmesi sonucu evden kaçmasıyla gelişen olayları konu alıyor.
SEN ANLAT KARADENİZ KONUSU
Çocuk gelin, kadına şiddet gibi önemli sorunları ele alan dizi, para karşılığı satılan bir çocuk gelin olan 'Nefes'in oğlu 'Yiğit'le birlikte eşi tarafından esir edilişi ve şiddet görmesi sonucu evden kaçmasıyla gelişen olayları konu alıyor. Ulaş Tuna Astepe, İrem Helvacıoğlu, Mehmet Ali Nuroğlu, Sinan Tuzcu ve Gözde Kansu'nun başrollerini paylaştıkları dizi 24 Ocak 2018 çarşamba günü ekrana girdi.
Sen Anlat Karadeniz Tahir Kimdir Bilgileri Oynadığı Diziler İnstagramı… Sen Anlat Karadeniz dizisinde Nefes ve Tahir iki başrol oyuncusu. Nefes eşinden gördüğü şiddete dayanamaz ve evden çocuğunu da alır kaçar. Tahir ise yiğit bir delikanlı ve Nefes’in şiddet gördüğünü daha ilk görüşte elinde ki morluklardan anlar.
Sen Anlat Karadeniz dizisinde Nefes evden kaçınca da Tahir’in yanına gider ve onun kanatları altına sığınır. Tahir Nefes’i kurtarır ancak artık onunda başı beladadır. Nefes’in eşinin ne Nefes’i ne de Tahir’i rahat bırakmaya niyeti yoktur. Onlara dünyayı zindan etmeye kararlıdır.
Sen Anlat Karadeniz dizisinde Tahir karakterini canlandıran kişi de Ulaş Tuna Astepe. Ulaş Tuna Astepe 1988 İzmit doğumludur. İstanbul Lisesini bitirdikten sonra Mimar Sinan Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu. Yakışıklı oyuncu tiyatro ve dizilerde yer almaya başlamıştır. İlk olarak ‘Cam Yapraklar’ ve ‘Bayrak’ titarı oyunlarında performans sergilemiştir.
2012 yılında Karadayı dizisiyle de üne kavuşmuştur. Dizi de Karadayı olan Mahirin kardeşi Orhan’ı canlandırmıştı. Sonrasında Analar ve Anneler dizisinde oynadı ardından da Rüya dizisinde oynadı. Rüya dizisi kısa zaman sonra final yaptı. Şimdi ise Sen Anlat Karadeniz dizisinde Tahir karakterini canlandıracaktır.
Sen Anlat Karadeniz Tahir hakkında dizi başladıktan sonra çok popüler olmaya başladı. Çünkü dizinin başlaması ile birlikte birden bire patladı. Ulaş Tuna Astepe Sen Anlat Karadeniz dizisinde Tahir rolü ile oldukça iyi bir reytinge başarılı bir oyunculuğa imza attı. Diriliş gibi bir diziyi geçen Sen Anlat Karadeniz başarısını taçlandırdı. İki haftadır Dirilişi edata ezip geçen reytingler ile Tahir ve Nefesin hikayesi oldukça etkiledi Türk halkını.
Böyle devam ederse hem Sen Anlat Karadeniz Tahir rolü ile Ulaş Tuna Astepe hemde Nefes rolü ile İrem Helvacıoğlu popüler olmakla birlikte hem Türkiyenin hemde tüm Karadenizin takip etttiği bir isim ve dizi olma yolunda ilerliyorlar. Kendilerine ve Sen Anlat Karadeniz ekibine başarılar diliyoruz dizihaberi.tv olarak. Sizde yorumlarınızı aşağı yazabilirsiniz
Sen Anlat Karadeniz’in çekimleri Trabzon ilimizin Sürmene İlçesinde yapılıyor. İlk bölümde İstanbul’da Vedat ve Eyşan’ın yaşadığı lüx konaktan sonra Tahir ve ailesi Trabzon Sürmene ilçesinde yaşayan sade bir aile. Nefesin de kaçarak geldiği karadenizdeki yer Trabzonun Sürmene ilçesidir. Sürmene İlçesi ve Trabzon ilinde çekimler devam ediyor. Karadeniz sahilleri de yine Trabzon ilimizden..
Atv ekranlarının yeni dizi projesi olan ve ileriki günlerde başlaması beklenen Sen Anlat Karadeniz Dizisi Nerede Çekiliyor? Fragmandaki Manzara Neresi? diye merak edenler için açıklamak istedik. Sen Anlat Karadeniz’in çekimlerinin nerede yapıldığı merak ediliyor. Özellikle dizinin Karadeniz dizisi olması sebebi ile hangi il ilçede veya yaylada merak konusu oldu.
Sen Anlat Karadeniz Dizisi Osman Sınav’ın yönetmenliğini yaptığı yeni bir dizi ve Atv de ekrana gelmeyi bekliyor. Karadenize özgü şive ile oldukça renkli bir dizi olma hedefiyle yola çıkan dizide bakalım mekanlar dizinin çekildiği yerler sizlerin de ilgisini çekecek mi? Sen Anlat Karadeniz Dizisi Karadenizin neresinde çekiliyor seti nerede kurulu hemen bakalım.
Sen Anlat Karadeniz Dizisinde Ulaş Tuna Astepe, İrem Helvacıoğlu, Öykü Gürman, Aydan Burhan ve Serdar Yeğin gibi önemli isimlerin yer aldığını öncelikle söyleyelim. Bu güzel kadronun daha da zenginleşeceği Sen Anlat Karadeniz’in çekimleri Trabzon ilimizin Sürmene İlçesinde çekiliyor. Tahir ve ailesi Trabzon Sürmene ilçesinde yaşayan bir aile. Nefesin de kaçarak geldiği karadenizdeki yer Trabzonun Sürmene ilçesidir.
İlerleyen süreçte Sürmene dışında çeşitli yaylaları ile Rize ilimizin Çamlıhemşin ve Ayder yaylalarında devam ettiği duyumlarımız arasında bulunuyor.
Sen Anlat Karadeniz Yapımcısı Senaristi Osman Sınav’ın yapım şirketi Sinegraf tarafında ekranlara getirilen Sen Anlat Karadeniz dizisinin yönetmenliğini de Osman Sınav ve Emre Kabakuşak ikilisi yapıyor. Sen Anlat Karadeniz dizisinde oyuncuların oyunculukları çok beğenildiyse bunda Osman Sınav ve Emre Kabakuşak’ın katkısı çok fazla. Her oyunculu ile tek tek ilgilendiler; hatta ilk bölümü çektiler beğenmediği oyuncuları attılar bir kez daha çektiler Sen Anlat Karadeniz’in 1. bölümünü. Yani Sen Anlat Karadeniz’in tutmama imkanı yoktu.
Sen Anlat Karadeniz ‘in senaristliğini ise Ayşe Ferda Eryılmaz Nehir Erdem ikilisi yapıyor. Bu senaryo için aylarca çalışan bu iki değerli yazara da teşekkür ederiz.
Sen Anlat Karadeniz Oyuncuları Ulaş Tuna Astepe(Tahir Kaleli) Deli Tahir…Mert ve sabırsız bir delikanlı. Karadeniz inadı var. Ailenin sahip olduğu kum gemilerinde çalışıyor. Denizi ve denizde çalışmayı çok seviyor. Sivri dilli ama çok da naif ve merhametli. Tahir öfkelendi mi gözü kimseyi görmez.
İrem Helvacıoğlu(Nefes Zorlu) 24 yaşında hayat ona hep kötülük getirmiş annesi onu doğururken ölmüş babası da onu 16 yaşında Vedat Sayar’a satmış. 17 yaşında hamile kalmış ve Yiğit’i doğurmuş. Sonrasında sürekli kaçmış Vedat’tan ama Vedat hep onu almış getirmiş. İnatçı ve acısını içinde yaşayan dışarı acısını çıkarmayan bir kadındır; çok dayanıklıdır.
Mehmet Ali Nuroğlu (Vedat Sayar) Beton şirketi var. Zengin bir adam. İlk görüşte Nefes’e aşık olmuş. Nefes onu kabul etmeyince daha sapıklaşmış psikopatlaşmış. İki yüzlü bir adam psikopatlığını gülüşü ile saklar. Karısını sürekli döver; oğlunu da çok sever ama sözde.
Sinan Tuzcu (Mustafa Kaleli) 35 yaşında. Kaleli ailesinin reisi. Babasından sonra şirketi ele almış ve büyütmüş. Korkusuz bir adam. Değerlerine aşırı bağlı bir adam. Karısını çok seviyor. Kardeşleri ve ailesi için düyayı karşısına alır. Bir kızı vardır; karısının yanında yumuşar
Gözde Kansu(Eyşan Sayar) İntihar Ederek Öldü Vedat’ın amcasının kızı ve ortağı. 35 yaşında. Vedat’ın sırlarını bir tek o bilir. Vedat’la aynı travmatik geçmişten gelen bir kadın. Acayip akıllı ve entrikacı. Vedat’ın tüm pisliklerini o gizler ve temizler.
Öykü Gürman(Asiye Kaleli) 29 Yaşında. Kalelilerin şimdilik tek gelini. Kocası Mustafa’ya deliler gibi aşık. Kocasına dilli, kaynanasına zilli.
Sait Genay (Osman Hopalı) Nefes’le Yiğit’e kucak açarak Vedat’tan koruyacak koca yürekli bir adam.
Şendoğan Öksüz(Cemal Reis)
Nurşim Demir(Saniye) Tahir, Mustafa ve Murat’ın annesi. Kalelilerin annesi
Cem Kenar(Murat Kaleli) Kalelilerin en küçük oğlu. Yakışıklı kızların canını yakan yandan çarklı bir genç
Hilmi Özçelik(Cemil) Nazar ve Mercan’ın babası. Dağdevirenlerin reisi. Deli dolu bir adam; ancak Mercan’ın Tahir’e aşık olduğunun farkında yoksa bu kadar vermek için uğraşmaz kardeşini
Nalan Kuruçim( Türkan) Mercan’ın ve Nazar’ın annesi Cemil’in karısıdır.
Belfu Benian(Mercan) Tahir’a aşık bir kız.
Çağla Özavcı(Nazar Dağdeviren) Mercan’ın kardeşi. Murat’a aşık ama belli etmiyor. Furkan Aksoy(Fatih) Tahir’in küçük kardeşi. Yakışıklı bir genç
Emre Ön (İdris)- Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı/Trabzon Devlet Tiyatrosu oyuncusu
Faruk Acar(Necip) Vedat Sayar’ın adamlarının başı
Demir Birinci(Yiğit) Yiğit Nefes ve Vedat’ın oğlu
Dila Aktaş(Balım) Mustafa ve Asiye Kaleli’nin kızı
Senem Göktürk(Nuran) Dilek Denizdelen(Dedikoducu bir kadın) Duygu Üstünbaş(Esma Hopalı) Esma Avukattır. Nefes’i de yanına işe alacaktır.
Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisidir ayn zaaman da Anadolu Üniversitesi Devlet Tiyatrosu Oyunculuk Anasanat Dalı
Aydan Burhan Serdar Yeğin Avukat Esma Asiye’nin biricik amcasının kızı. Cevval ve korkusuz bir avukat. Kaleli şirketinin bazı işlerine o bakar. Nefes’in de Vedatla olan savaşında avukatı
MEhmet ÇEPİÇ (Komiser Mithat Bozok) Trabzon’da görev yapan başkomiser. Devletçi bir kişilik. Biraz sıyrık olduğu için çok terfi alamamış Kalelilerin hala oğlu. Trabzon’un yerlisi. Cinayet büro amiri. Trabzonda sevilen bir kişilik
Sen Anlat Karadeniz Yeni Gelen Oyuncular Erdal Cindoruk(Fİkret) 1965 de Adanda’da doğan Erdal Cindoruk 53 yaşındadır. Caner Cindoruk’un amcasıdır. Son olarak O Hayat Benim dizisinde rol almış ve Salih karakterine başarı ile hayat vermiştir. Kızıl Elma dizisinde Hasan Kırımlı karakteri ile sevilmiştir. Adana Büyükşehir belediye tiyatrosu oyuncusudur. Şefkat Tepe ve Sakarya Fırat yer aldığı önemli dizilerdendir.
Fikret Vedat’a yardım edecek Karadeniz’li bir mafya babasıdır. Net bir adamdır kimseden korkusu yoktur. Çevresinde onun için ölecek bir çok adamı vardır. Kendisine yapılan yamuğu asla affetmez.
Can Verel(Doktor Volkan) 1982 doğumlu olan Can Verel 36 yaşındadır. Omuz Omuza ve Gemilerde Talim Var projelerinde yer almıştır. Selena adlı dizide Alekto karakterine hayat vermiştir.
Doktor Volkan ile Mercan arasında bir aşk bekleniyor; en azından Asiye Kaleli Mercan’ın iyiliği için bu işin olmasını istiyor.
İlayda ÇEVİK(Berrak) (Gurbet Kuşu) 1994 Balıkesir doğumlu olan İlayda ÇEVİK 24 yaşındadır. Son olarak Karagül ve İsimsizler dizisinde yer almıştır.
Berrak karakteri Vedat Sayar tarafından Osman Hoca’nın evine yerleştirilmiş bir ajandır. Vedat Sayar Nefes’in kendisi gibi kocasından eziyet gören bir kızı yalnız bırakmayacağından emin olduğu için böyle bir plan yapmıştır. Bakalım Nefes’in hikayesini dinleyen Berrak insafa gelecek mi yoksa Vedat’ın ajanı olmaya devam mı edecek korkudan göreceğiz?
Kocasından şiddet gören bir kız. Osman Hocanın Nefes’e sahip çıktığını duyunca ona gelmiş. Fatih’e aşık olacak.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2018.08.20 19:31 bragaromero İlk Görüşte Aşk 2014 Türkçe Dublaj izle

https://www.konyalifilm.com/ilk-goruste-ask-2014-turkce-dublaj-izle/
Reklamsız HD Film izlemenin Tek Adresi Konyalı Film
https://www.konyalifilm.com
submitted by bragaromero to u/bragaromero [link] [comments]


2018.04.24 11:35 aBlindGeminiWhisper II-İkizler Burcu Erkeği-II

yazı uzun olacak dostlar; çerezlerinizi, çaylarınızı, kahvelerinizi, sularınızı, şaraplarınızı ya da biralarınızı hazırlayın ikizlerin dünyasına götürüyorum sizi hem de tamamiyle insanlık namına...
şimdiden belirtmem gerekir ki genellemeler yapmak yanlıştır. çünkü insan psikolojisi, gelişim sürecinde iken değişkenlikler gösterebilir. bu bulunduğu topluma, aileye ve çevresel koşullara bağlıdır.
bu burcun erkeği isviçre ordu çakısına benzer, ellerinden her iş gelir yeter ki istesinler, istemediklerinde bir şeyi yapmaktan hoşlanmıyorlarsa o şey onlara en büyük işkencedir o anlık bile olsa...
hayalleri de kendileri gibi akışkan ve adaptiftir, bulunduğu çevresel koşullar doğrultusunda değişiklik gösterir. zaten hayal dediğimiz şeyin dönüştüğü şey de umuttur ve sıklıkla umut ederler. umut ya da hayal her ne isim veriyorsanız verin, bu onların işidir.
şimdi bir insan düşünün günde sınırsız sayıda farklı ruh haline bürünebilecek kapasitede biri, hatta bu duygudurumsal değişkenliğinin farkına varamayacak düzeyde değişken ve meşgul biri...
düşünmek onun göbek adı olsa yeridir, bilmediği konu hakkında bile haber ajansları gibi bilgi kırıntısı toplar, her türlü bilgiye önem verir. bahçenizde olan ama göz ardı ettiğiniz, hiç araştırmayı düşünmediğiniz çimenleri, otlakları bile araştırır doğru ruh halinde iken...
araştırmacı bir ruha sahiptir, dil öğrenme konusunda yetenekli olduğunu söyleyebiliriz. zaten hayat onlar için bilimsel bir tez yazmak gibidir, kendi ölçütlerinden, süzgeçlerinden geçirerek bilgiye ruhlarını katarlar. bu işlem olmazsa olmazdır, bilgiye kendi düşüncesini, ruhunu katmak onlar için kutsal bir görev niteliğindedir. kimi ikizler burcu erkeğini bende de olduğu gibi kelimeler çeker, derinliği belirsiz bilgi kuyularında nelerle karşılaşılabileceğini tahmin eder ve merak ederler bu doğrultuda sonucu ne olursa olsun onu elde etmek onların misyonu haline gelir.
ayrıca sevdikleri için can verebilecek endemik, nesli tükenmekte olan türlerden biridir zaten bu yüzden sevdiği insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez... ikizler burcu kadar gerçek anlamda fedakar olabilecek kadar gözü dönebilecek burç eşine az rastlanır. ailesi için sabbah'ın fedaileri gibi kendisini unutmuş bir şekilde ölümü bile göze alır. karşısındaki kişiye bağlı olarak dünyanın en sadık kişisi de olabilir en haini de.
herkese değer veriyor, saygılı gibi gözükür ki aslında içinde bir parça öyledir kolay ısınır, yine saniyeler içerisnde kolaylıkla soğuyabilir her şeyden ve herkesten...
eğer ilk görüşte size ısınmadıysa ya da sizin ona katabileceğiniz bir şeylerin olmadığını düşünecek olursa telefonunuzu kaydetmeye bile üşenir :)
ha ser verip, sır vermezseniz kedi misali dibinizde beklerler, duydukları aşk yüzünden yapamayacakları şeyleri bile yaptırabilirsiniz yeter ki samimi olun, merakı onun en zayıf noktasıdır, zaafıdır. onları etkilemenin tek yolu meraklarını dinç tutabilecek gizemli bir yapınızın olmasına bağlı hem arkadaş hem de sevgili anlamında. siz ne kadar dürüstseniz o da sizi aynalar, size kendinizi gösterir. siz ona arkadaş gözü ile bakarsanız o da size arkadaş gözüyle bakar, siz ona sevgili gözü ile bakarsanız o da size aynı duyguları yansıtır...
iyi eğitimli, aileden düzgün yetiştirilmiş bir ikizler burcu erkeğinden daha entelektüel ve iyi niyetli başka bir burç erkeği var mıdır? bilemiyorum...
nerden mi biliyorum? kendimden tabii ki...
https://reddit-uploaded-media.s3-accelerate.amazonaws.com/images%2Ft2_18ugr54n%2Fhyz6n1vzstt01
submitted by aBlindGeminiWhisper to u/aBlindGeminiWhisper [link] [comments]


2015.04.07 23:26 nefrayu Tower Of God ilk 10 bölüm soruları

Bugün tog’a elixin attığı linkten, SIU’nun notlarını okuma başlamıştım. Tabiki sadece notları okumak sıkıcı geldiği için önce bölüm sonra ise notları okumaya başladım, ilk okumamda seriyi ayrıntılı incelememişim, burada benim için vayy dedirtecek yeni durumları yazacağım birçok okuyucu için yazdıklarım webtoondan anlaşılmış veya biliniyor olması oldukça normaldir.Amacım vize haftası boş işler yapıp öğrenci vazifemi gerine getirmektir. İşleyiş ise 10 ar bölüm okuyup klavyeyi mıncıklayacağım şekilde olacaktır İlk göze çarpan durum: Bknz: Slave In Utero(SIU) malum dırdırcı,nasıl olurda bir insan bu kadar hasta olabilir dedirten yazarımızın 200 bölümden sonraki durumu ile ilk hali arasında karakter çizimi açısından uçurumun olduğu çok gözüme battı ilk 10 bölümü okuyunca,cidden kendini çok geliştirmiş takdir ettim doğrusu.. Gelelim notlarıma ilk 10 bölüm için olan ve hmm dedirten şeyler bunlar numaralandırma bölüm için değildir 1.hmm 2.hmm 3.hmm olarak bakabilirsiniz : 1) İlk bölümü okuyunca Baam şırfıntıya lahel diyordu dedim noluyor hemen Türkçe çevirilmiş bölümü açtım ordada lahel geçiyor sonra wikiye girip baktım (çok büyük iş yapmışsın amk desende siklemiyorum seni :D) Rachel (라헬, Lahel/Rahel; "Rachel") yazıyor hmm o.ç yine zamanı yedin diye sövdüm tabiki Bundan sonraki yazılarda adı şırfıntı benim için .. 2) Yuri , Evanı (yanında sümsük sümsük dolaşan gri saçlı gri gözlü eleman) almış 1.kata gidiyor diyorki buna, kuralsız girmiş kuleye ondan gidiyoruz evan tırsıyor, zahard öldürür bizi diye ama yuri dinler mi dinlemez azmış bir kere ? Kafama takılan ilk soru Yuri nereden öğrendi baamın kuleye girdiğini yuriyle evan izlemeye geldiyse birçok totoşda izliyor mu acaba diye sordum kendime ama ilerki bölümlerde bunla ilgili bişi yok diye hatırlıyorum bilen varsa yazsın .. ? yuri konuşuyor baam bir bok anlamıyor buna bir tane top veriyorlar(cep) kulede çeviri tarzı iş yapıyormuş onu alınca yurinin dediklerini anlıyor, eee baam racheli anlıyor,headonu anlıyor bunu anlamıyor saçma geldi bana biri aydınlatsın beni. 3) Baam doğduğumdan beri tek fişektim şırfıntı yanıma gelmeden önce diyor,o yanımda olunca yıldızları görüyorum sanki diye düşünüyor buda ayrı bir cins ? bu çocuk ne yemiş ne içmiş nasıl giyecek bulmuş diye düşünce oluştu bende ? 4) SİU- Yuri için baama aşık oldu ilk görüşte diyor(bi nevi karşı cins durumu) ama bu aşk ,baamın şırfıntıya beslediği gibi aşk değil baamınki ayrı bir boyut(ana ,kardeş,dost aşkı havasını vermiş son notuyla siu) ben yuri-baam aşkına desteğimi verdim zaten 220 bölümde çıksında ikisinin bölümünü okuyayım diyenlerdenim bize ba amyuri deniyormuş aradaki boşluk benim, benim gibilere hediyem olsun… 5) Yurinin yanındaki eleman evan buda kuleyi tırmanmış seviyeci baama a seviye cep veren bir rehber,buda bizim fugdaki baamın şeyinin yanında dolaşan ,kızıl dişi yol bulan adını arayamayacağım şimdi her ne haltsa o da yol buluyordu bunların meslekler aynı mı ,birde kızıl ateşli dişimizin seviyesi ne bilen var mı? Bu kadar yeter şimdilik devamı gelir belki sıkılırsam..
submitted by nefrayu to WebtoonTR [link] [comments]


2014.12.30 02:04 lgbtifm LGBTİ FM Gelecekten Gelmeyen Adam 10- Derin Mevzular

Herkese yeni haftadan, sonbaharın iliklerimize yavaş yavaş girdiği şu günlerden merhabalar…
Keyiflerin tıkır, giyimlerin gıcır, şekillerin Paris olduğu nice pazartesiler diliyor bıraktığım renkli diyar LGBTİ bireylerinden kanayan bir konuya parmak basarak devam ediyorum. AŞK! “Öf be hacı abi ne yaptın” derseniz haklısınız, saygım sonsuz, sevgiler derim. Herkesin için için yandığı, kanadığı, aradığı ve çoğu zamanda bulamadığı aşk! Diyorum ki neden acaba geçmişte aşklar daha uzundu. Gerek “heteroseksüel” gerekse “homoseksüel” çiftlerde olsun ilişkiler bayağı uzundu, uzunmuş. Sonra durup hemen buluyorum aslında sorun çiftlerde değil “gelecek” dediğimiz ve her saniye bizim olan kavramda. Yani zaman ilerledikçe insanlar her şeyi olay elde edip kolay bırakıyor. İşte Aşkta bunlara kurban verilen türünün son örneği canlılardan. Yani değişen zaman, çiftlerimizde zamana ayak uydurayım derken hop aşklarından oluyor. Zamanımız da artık sakız bile internetten satılır hale geldi. İnsanlar evlerinden, iş yerlerinden yani bulundukları mekandan çıkmadan her şeye ulaşıyorlar eee hal bu olunca “haydan gelen huya gider” misali nasılsa aynı kolaylıkta bir tana daha bulurum diyor çabuk vaz geçiyor. Halbuki aşk o kadar kolay bulunamayacak maden gibi bir tanımı bile olamayacak çok “ormantık” bir olay. İnsanlar hoşlantıyı sevgi zannedip aşkın adını kirletiyor. Hoşlandığı insanların yanında zamanın tadını çıkarıp, şekeri bitmiş sakız misali bir kenara atınca “aşkımız bitti arkadaş kalalım” modu devreye giriyor. Ulan sen ne ara hoşlandın, ne ara sevdin, ne ara arzuladın, onun yerine düşünüp, hareket eder hale geldin de şimdi arkadaş kalıyorsunuz. İşte artık zamanın getirdiği gelecek objesinin hızla hayatımızın her alanını kirlettiği şu hızlı dünyada artık yeni adı “elektrik alma” olan hoşlantının lütfen aşka karıştırılmaması ricasını yapıyorum. Cidden aşk öyle 1-2 günde oluşmaz… İlk görüşte aşk değil beyin uyuşması, göz banyosudur. Sonra alışkanlıklarıyla kabullenen onu koşulsuz her halini hatta bir sonraki adımını az çok tahmin ettiğin hali aşktır. Az çok diyorum çünkü insanlar kendileri bile kendilerini teee ne zaman daha çok az tanıyorlarken bir başkası nasıl tanısın. Yani demem o ki biz bu b.ku yemeye böyle devam edip kavram kargaşası yaşarsak yandık. Önce kavramları oturtalım sonra sevmek için, harcamamak için çaba harcayalım. Aksi halde tek bir hafta dışında ki tüm konularda olduğu gibi bu konuda da gelecekte robotlaşmış mantık evliliklerinin yer aldığı bir dünyada olacağız.
“NEREDESİN AŞKIM?” “BURADAYIM AŞKIM”
submitted by lgbtifm to lgbtifm [link] [comments]


2014.12.12 20:59 q3r3m İlk Görüşte Aşk Tek Part İzle

submitted by q3r3m to FIlm [link] [comments]